Küçükken hep havuzu daha severdim, daha turkuaz rengi, daha güvenli, klor kokusu, tatlı su, sınırların belli, atlayıp zıplayabileceÄŸin yer daha geniÅŸ. Denizi de severdim elbet…Åžimdi deniz daha çekici geliyor. Çünkü her an bir risk var, ucu bucağı yok. Derin, içinde sizden baÅŸka bir sürü canlı yüzüyor, yaşıyor. İyot kokusu. BaÅŸka ülkelerle birleÅŸtiren su. Dalgalı.
Bugün ilk defa gece denize girdim. Ürktüm biraz açıkçası. Sahilden girmiyorum çünkü. Su hemen 20-30 metre derinliğinde, o kadar şeffaf ki bacaklarımı tamamen görüyorum, sırtüstü yatıyorum. Kulağımda yağda bir şey kızarıyormuş sesi, gözlerimde onlarca yıldızlar. Suyun içinde de yıldızları seyretmenin keyfi ayrıymış. Simsiyah sular, beyaz ben.
Bozburun’da…Bugün Sinan da orası Bülent Ortaçgil’in mekanı dedi. Hadi ya dedim. Evet, ÅŸarkısı bile var Bozburun diye, sana çalmıştım hatta dedi. Hatırlamadım. Youtube’dan dinleyeyim dedim, açmadı. Merak ediyorum…








deniz candır:))