Bir Gün Tek Başına

Bir Gün Tek Başına

SavaÅŸ ve Barış’ı okuduktan sonra hızımı alamadan yine heybetli bir roman okuyayım dedim. Bu esere daha önce baÅŸlayıp bırakmıştım, Corona tam gaz devam ettiÄŸine göre sırası gelmiÅŸtir dedim.

Kitap bana yoÄŸun geldi, akıcı da olsa yoÄŸun. Kitabın ana karakteri çok ikilemlerde genelde onun kafa sesinden görüyorsunuz dünyayı. Hep onun algıları açıklanıyor. KonuÅŸmalardan, ince alaylar, referanslar, göndermeler epeyce çok ondan yoÄŸun hissettiriyor. Yani dönüp “ÅŸimdi bir dakka tam olarak ne demek istedi burada” diye ikiÅŸer üçer kez okuduÄŸum yerler oluyor. Daha sonrasında bu bilinç akışlarına bir kiÅŸinin perspektifi daha ekleniyor. O kiÅŸi ise ileriki sayfalarda aramıza katılan kahramanın evlilik dışı iliÅŸki yaÅŸadığı kadın.

Kitaba baÅŸlamadan önce yazarı Vedat Türkali’yi biraz arattım. Magazin dünyası haberi olarak Zeynep Casalini’nin dedesi olduÄŸunu öğrendim. Siyasi düşüncelerinden 7 sene cezaevinde kalmış, bunun izlerini okuduÄŸum romanda da görebiliyorum.

Kitap gel-gitlerle dolu karakter Kenan’ın bir gece aleminde tanıştığı üniversite öğrencisine gönlünü kaptırmasıyla hareketleniyor. Kenan gençliÄŸinde siyasi olarak aktif olan ama sonra etliye sütlüye karışmayan bir hayat kurmuÅŸ kendine, Ferhat Göçer’den gelsin üstelik “bir kızı var, evli”. Günseli ise hala siyaseten aktif, bir ÅŸeyler yapma isteÄŸi ile tutuÅŸan Kenan’dan yirmi yaÅŸ küçük bir genç. Bana karı-koca-metres arasında olan politik karmaşık durum bir baÅŸka politik uçurumlu aÅŸkı anlatan dönem dizisi “Hatırla Sevgili”yi anımsattı. Orada da babası Demokrat Parti milletvekili olan Yasemin ile CHP taraftarı bir babanın oÄŸlu olan Ahmet’in aÅŸkını izlemiÅŸtik.

Birbirine tıpatıp benzeyen iki sevgilim var!… Biri Vatan Cephesi’ne yazıldı, öteki yıkmaya çalışıyor… s:186

Olay 1950lerde geçtiği için dikkatimi çeken bir diğer unsur da teknolojik imkansızlıklar oldu. Birbirlerini bulamayan haberleşemeyen insanlar. Cep telefonu gibi bir lüks tabii ki de yok. Her şey şans kader kısmet olarak ilerliyor :D Açıkçası o dönemin insanı olmadığımdan bu iletişimsizlik bana çok uzak geldi.

Böyle pembe dizilerde insanı geren yanlış anlaşılmalar olur ya tüm romanı bu hissiyat kaplamış durumunda.

Bir diÄŸer ilkellik ise doÄŸum kontrolsüzlüğü, bu prezervatifler ne zaman gelmiÅŸ Türkiye’ye diyor insan. Her seviÅŸen hamile kalıyor!

İnce alaylar, göndermeler vs biraz yüreÄŸimi daÄŸladı okurken sürekli. Aşırı tutku dolu, belki de imkansızlıklardan… Åžu zamanda bu kadar imkansızlık yok, böyle bir politik ortam da yok ondan gerçekliÄŸini pek algılayamıyor insan.

Benim için aşık olunan metres hikayesini tüm detaylarıyla anlatan bir roman oldu. Bir de Nermin sen ne gurursuz bir kadınsın ya, adam seni bırakıyor hala benle seviÅŸsin diye uÄŸraşıyorsun elde edince de mutlu oluyorsun. Kenan’ın o veya bu ÅŸekil eve dönmesi ve hep bir ÅŸekilde Nermin’in oyunlarına gelip sözde istemeden ama baÅŸtan çıkartılarak çılgınlarca onla seviÅŸmesi. Nermin’in bunu her seferinde bir baÅŸarı addetmesi ve mutlu olması. Kenan’ın da bile bile lades gibi her seferinde o eve dönmesi, ben neden Nermin’den ayrılamadığını anlayamadım. Yani tek kiÅŸi isteyince boÅŸanılamıyor mu onu geçtim adam bu amaca yönelik hiç kılını kıpırdatmadı gibi geldi bana ama sorsanız deliler gibi metresine aşık!
Bu vıcık aşk üçgeni de beni yordu okurken. Bir onla bir bunla.
İşin ilginci hayatındaki iki kadına da el kaldırmasına rağmen ikisi de sürekli affetti onu. Bu nasıl bir gurursuzluk!
Bir baÅŸka sorun ise “güven sorunu”. Yasak aÅŸk yaÅŸayan ikilinin belki de iletiÅŸimsizlikten doÄŸan bu güven sorunu… Sürekli en ufak bir haberleÅŸememe durumunda karşındakini bir baÅŸkasıyla yatıyor olarak hayal etme. Günümüzde olsa birbirlerinin telefonunda mesajları inceleyen çiftler gibi olurdu belki.

Kenan tüm bunlar yetmezmiÅŸ gibi bir de tarafından kandırıldığını düşündüğü arkadaşından sözde öç olmak için gidip bir de onun karısıyla yatıyor. Kadın da resmen onu bekliyormuÅŸ. Hiç bu kadar her attığı gol adam da görmedim, kitabın sonunda o kadın da hamile kalacak diye diken üstündeydim…

Gözüme Çarpanlar

Fransızca, Arapça iki sözcükten övgü: İdeal zevce.. Aslında Nermin gerçekten de ideal zevceydi. Son kertede dürüst, evine, eşine bağlı, başka da hiçbir şeye bağlı değil! s:122

Mustafa Kemal komprador burjuvaziye burdu. Pre-kapitalist tefeci-bezirgan yapıyı değiştiremedi. Devletçiliğimiz, hangi iyi niyetle yapılmış olursa olursun, bu zümrelerin egemenliğini pekiştirmekten, göbeklerinden bağlı oldukları finans-kapitali semirtmekten başka bir işe yaramazdı İş bankası grubunun günü buradan geliyor. s:123

“Okuman yazman var mı?” dedik. “Harfleri tanıyorum da birbirine vuramıyorum,” dedi. Okuyamıyordu…Bir gün “Ne vakit gözü açılacak, ne vakit gerçekleri görecek bu halk,” gibisine dertleiyoruz. “Baba,” dedi, “bu millet de benim gibi, harfleri tanıyor da daha birbirine vuramıyor.” s:125

Uzun yıllar evli olduÄŸunuza göre, hele arkadaÅŸlığınız fakültede baÅŸladığına göre, sizi biliyor, düşündüklerinizi de paylaşıyor olmalı. DeÄŸilse, yine suçlu sizsiniz. YüreÄŸinizdeki yeri niye böldünüz biri için?… s:133

Tam bir işçi gibi düşünüyor bu kız. Aklarla karalar var onun için.. s:134

Written by EGe

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *