Kitaplar

60 articles
Bir düğün gecesi

Bir düğün gecesi

"Yirmi yılda New York'tan iki kat daha New York olmuş bir Amasya çizmek istesem Müjgan'ı çizerdim." Adalet Ağaoğlu'nun bir üçleme olduğunu bilmeden okuduğum ilk romanı "Ölmeye Yatmak" ismiyle beni çok etkilemişti. On seneden fazla olmuş olabilir okuyalı ondan içeriğini pek hatırlamıyorum. Sadece öğrencisiyle "yasak aşk" yaşayan profesör Aysel odaklı olduğunu hatırlıyorum. Magazinsel olduğundan aklımda bu kısmı kalmış. Devamı olan "Bir…
Körleşme, rica ederim!

Körleşme, rica ederim!

Yine epeydir merakımı celbeden kitaplardan bir tanesini bitirdim. Elias Canetti'den "Körleşme" ya da orijinalinden birebir çevirmek gerekirse "Die Blendung" -> "Kamaşma". Çok net bir şekilde İtalyan sandığım yazarın çok renkli bir geçmişi olduğunu okudum. Canetti Rusçuk/Bulgaristan'da dünyaya gelmiş bir Sefarad. Altı yaşındayken de ailesiyle Manchester'a taşınmış, erken yaşta babasını kaybedince de annesiyle beraber Viyana'ya göç etmişler. Kitabın orijinal dili "Almanca"…
Masumiyet Müzesi…

Masumiyet Müzesi…

Çıktığından beri ilginç adıyla ve sonrasında Cihangir'e açılan müzesiyle hep dikkatimi çıkmıştı "Masumiyet Müzesi". Bir koleksiyoncunun bir kadının eşyalarını biriktirdiğini vs. biliyordum sadece. Kitabın içine dalınca çok net bir takıntı dünyasına giriyorsunuz. Bir şeyler biriktirmek? Dönüp kendime bakıyorum. Yıllarca her şeyin koleksiyonunu yaptım neredeyse... Yeri geldi mağazaların renkli karton torbalarına kadar. Hatıralarıma da çok düşkün oldum. Bir sürü hatıra kutum…
Aşk

Aşk

Yıllar önce Nobel ödülü almış yazarladan kitap baktığım sırada alıvermişim 1993'te Nobel Edebiyat ödülünü alan Toni Morrison'un Aşk isimli kitabını. Kapağında çıplak, arkası dönük ve elindeki aynaya gülümseyen siyahi bir kız fotoğrafı var. Açıkçası kitap boyunca kim siyahmış kim beyazmış pek anladığımı söyleyemem belki daha iyi anlamak için bu unsur önemli çünkü ırk farklılığının müthiş önemli olduğu bir dönemde ve…
Hisler silsilesi Eylül

Hisler silsilesi Eylül

Edebiyat dersinde hep ilk psikolojik roman olarak beynimize kazıdığımız bir kitaptı: Mehmet Rauf - Eylül. Psikolojik olarak geçmesi ne özelliğinden dolayı kaynaklanıyor bilmiyorum. Bana kalırsa hislere çok odaklanarak ve çok ince detaylarla hep hisler üzerinden anlatılan bir roman. Hatta bana biraz Jane Austen'ı andırdı diyebilirim. Kendisinden tam 100 yıl sonra dünyaya geliyor Mehmet Rauf, 1900 yılında ise Eylül'ü kaleme alıyor.…
Doppler

Doppler

Bir iki sayfa okudum ve tamam, epey güzel bulacağım bir kitap başlıyor. İlk başta saçma bir konu gibi gelse de içindeki mizahı, entelektüelitesi ve alaycı duruşuyla kitabın kahramanı Doppler'e epey sempati besliyorsunuz. An elk is for life… not just for Christmas. Hayatı boyunca başarı peşinde koşmuş (okulda, işte, evlilikte) birinin babasının ölümü ardından bir bisiklet kazası geçirmesiyle hayata bakış açısının…
Malina

Malina

Avusturya Liseli olmama karşın biraz geç okuduğum bir yazar oldu Ingeborg Bachmann. Mezun olduktan sonra Avusturya Edebiyatı üzerinde özellikle bir ilgiyle okuma yaptığımı söyleyemem fakat "Erich Fried"'i keşfettiğimde çok mutlu olmuştum. Ingeborg Bachmann'ı Paul Celan mektuplarıyla tanımıştım. Okumamış olsam da kulak misafirliğim vardı. Bu sene içinde bu mektupları olmasa da çift dilli olarak "Letters to Felician"ı Almanca/İngilizce okuma şansım oldu. Mektuplardan…
Ellerin Zamanlarla Dolu

Ellerin Zamanlarla Dolu

Hayatına son veren şairler/yazarlar dizime Paul Celan ile devam ediyorum. Hem de ölüm yıl dönümünde anmış oluyorum çünkü cesedi kendisini bıraktığı Seine nehri sularından 1 Mayıs 1970'de bulunmuş. Asıl ismi  Paul Antschel olan yazar Avusturyalı olarak geçiyor fakat doğduğu yer olan Çernivtsi sırasıyla Avusturya-Macaristan, Romanya, SSBC ve günümüzde Ukrayna sınırları içinde yer alıyor. 1920 yılı olan doğum yılında ise Romanya'ya dahil gözüküyor. Antschel…
Erken Kaybedenler

Erken Kaybedenler

Açıkçası çok bir beklentiyle başlamadım bu kitaba. Roman mı öykü mü ne onu bile bilmiyordum elime alırken.  8 ayrı hikaye karşıladı beni, her birinde de aslında yaşı 13-14 olan ergen bir erkek çocuğu baş rollerde. Fakat sanırsınız 40-50 yaşlarında. Bazı öykülerde anca sonuna doğru anlıyorsunuz yaşını bazılarında ilk satırlardan ele veriyor kendini ama tamamen büyümüş de küçülmüş bir karakter mevcut…
Gülün Adı

Gülün Adı

Bünyelerde "sarışının adı, esmerin tadı" klişesini uyandırsa da ya da bu benim çarpık çağrışımlarım da olabilir, küçüklükten beri bu kitabı her gördüğümde bir sempati duyardım. Sanırım Harry Potterlardan sonra 1000 küsür sayfaya yaklaşan ender okuduğum kitaplardan biri bu. Hikaye ise başlar başlamaz bir Sherlock kokusu veriyor... Sherlock'un "deduction"/ Tümdengelim methodunu çok iyi kullanan bir William'a rastlıyoruz. Bir de hikayeyi anlatan…