Kitaplar

67 articles
Altın Köşk Tapınağı (Kinkakuji)

Altın Köşk Tapınağı (Kinkakuji)

Japon Edebiyatı'ndan yeni bir isim okumak farz olmuştu. Nereden araştırarak buldum hatırlamıyorum ama listeme bu kitabı dahil etmişim. Kitaplarında Yukio Mişima 三島 由紀夫 ismini kullanan yazarın asıl adı Kimitae Hiraoka 平岡 公威 olarak geçiyor. İlginç bir öyküsü var bu yazarın. İntihar eden yazarlar kuşağı temsilcilerinden (bkz: Sylvia Plath, Cesare Pavese, Sadık Hidayet, Paul Celan, Alfonsina Storni)  İntiharını ise Seppuku (nam-ı diğer Harakiri)…
Zihin Kuşları

Zihin Kuşları

Daha önce okumuş olduğum bir yazar değildi Leyla Erbil. Zihin Kuşları ise bir deneme kitabı olduğundan bana sadece yazarın duruşu, ideolojisi ile ilgili fikir verdi daha çok. Daha iyi anlamak için bir romanını okumalıyım. Zihin Kuşları derleme denemelerden oluşuyor fakat bunlar birbirlerinden oldukça bağımsız. İlk denemede okuduğu bir kitaptan etkilenen yazar, kitapta adı geçen besteciyi gerçek dünyada aramaya başlıyor. Bu bir…
Animal Triste

Animal Triste

2017 sonunda başlayıp 2018 başı bitirdiğim bu kitap "en sevdiklerim" arasına girdi bile... Animal triste, üzgün hayvan mı demekti acaba diye düşündüm, şair burda neye sesleniyor diye düşündüm ve kitaba başladım. “Triste est omne animal post coitum, præter mulierem gallumque” Böyle yazıyordu arka kapağında da: Her hayvan cinsel birleşme sonrası hüzünlüdür: kadınlar ve horozlar hariç. Burada yazarın batı ve doğu…
Sevgili Arsız Ölüm

Sevgili Arsız Ölüm

Ne yalan söyleyeyim, kitabın adı bana biraz daha felsefik böyle entelektüel bir hikaye okuyacağım izlenimini vermişti. Ölümle konuşan, onu pabucunda sallayan biri mesela, ya da Adalet Ağaoğlu'nun "Ölmeye Yatmak" romanındaki ağır havayı solumamızı sağlayan Aysel gibi. Ne var ki yanılmışım! Kitap Anadolu'nun bir köyünde başlıyor ve köyden kente göç üzerinden kentte sonlanıyor. Köy vs. Kent diye iki bölüme bile ayırabiliriz.…
Oblomov

Oblomov

Yine kültlerden bir kitap! Rus Edebiyatı'nın Oblomov'u. Şahsına münhasır bir kişilik, dönemin taşra geleneğini yansıtan bir ayna? Birçok tanım yapılmış kendisiyle ilgili, bana bizim edebiyatımızdaki "Aylak Adam"ı anımsattı. Baba parası yiyen, gelen kiralardan yaşayan başıboş bir adam? Konsept olarak benziyorlar ama Oblomov daha farklı. Öyle bir bıkmış ki yaşamaktan ve yaşadığı olaylardan, yatağına gömülüp dışarıyla çok da ilişki kurmadan yaşlanıp…
Baobab Ağacına Yolculuk

Baobab Ağacına Yolculuk

Orijinal adı "die Kremetartekspedisie" olan ve bilinç akışı tekniği ile yazıldığından sağı solu önü arkası tam kafada oturmayan bir kitap bu. Güney Afrikalı Wilma Stockenström'ün Afrikaans dilinde kaleme aldığı ve Nobel ödüllü memleketlisi J.M. Coetzee'nin İngilizceye çevirdiği bir eser. Yazarın adı zaten buram buram Germenik (Stockenström), kendisi de beyaz. Bunu söylüyorum çünkü kitabın konusu köle kadınlar. Köleliği kafamda direkt siyahilikle…
Prens

Prens

Epeydir merak ettiğim bir isim de Niccolò Machiavelli'ydi. Süreki kullanılan "Makyavelist" tabirinin fikir babası olduğundan da ilgimi çekiyordu. Açıkçası 1513'te yazılmış olan bu kitaptan "hedefe/amaca/zafere giden her yol mübahtır" tadında bir anlam çıkarmadım, belki de kendisini derinlemesine incelemediğim için olabilir. Genel olarak hükümdarlık çeşitlerini, hangi koşulda hangi karakter tipinin nelere sebep olacağını, farklı yöntemler kullanıldığında bunların nelere mal olabileceğini, hükmetmek…
Bir düğün gecesi

Bir düğün gecesi

"Yirmi yılda New York'tan iki kat daha New York olmuş bir Amasya çizmek istesem Müjgan'ı çizerdim." Adalet Ağaoğlu'nun bir üçleme olduğunu bilmeden okuduğum ilk romanı "Ölmeye Yatmak" ismiyle beni çok etkilemişti. On seneden fazla olmuş olabilir okuyalı ondan içeriğini pek hatırlamıyorum. Sadece öğrencisiyle "yasak aşk" yaşayan profesör Aysel odaklı olduğunu hatırlıyorum. Magazinsel olduğundan aklımda bu kısmı kalmış.Devamı olan "Bir Düğün…
Körleşme, rica ederim!

Körleşme, rica ederim!

Yine epeydir merakımı celbeden kitaplardan bir tanesini bitirdim. Elias Canetti'den "Körleşme" ya da orijinalinden birebir çevirmek gerekirse "Die Blendung" -> "Kamaşma". Çok net bir şekilde İtalyan sandığım yazarın çok renkli bir geçmişi olduğunu okudum. Canetti Rusçuk/Bulgaristan'da dünyaya gelmiş bir Sefarad. Altı yaşındayken de ailesiyle Manchester'a taşınmış, erken yaşta babasını kaybedince de annesiyle beraber Viyana'ya göç etmişler. Kitabın orijinal dili "Almanca"…
Masumiyet Müzesi…

Masumiyet Müzesi…

Çıktığından beri ilginç adıyla ve sonrasında Cihangir'e açılan müzesiyle hep dikkatimi çıkmıştı "Masumiyet Müzesi". Bir koleksiyoncunun bir kadının eşyalarını biriktirdiğini vs. biliyordum sadece. Kitabın içine dalınca çok net bir takıntı dünyasına giriyorsunuz. Bir şeyler biriktirmek? Dönüp kendime bakıyorum. Yıllarca her şeyin koleksiyonunu yaptım neredeyse... Yeri geldi mağazaların renkli karton torbalarına kadar. Hatıralarıma da çok düşkün oldum. Bir sürü hatıra kutum…