This time for Africa

This time for Africa

Incendies filminden sonra beni köklü olarak sarsan çok bir film izlememiştim ya da kitap okumamıştım.  Coetzee’nin bu kitabıyla büyü bozuldu…

Kitabın Güney Afrika temalı olduğunu bilmeden okuduğunuzda uzunca bir süre kim siyahi kim beyaz anlamıyorsunuz. Olay döngüsü hemen şekillenmiyor; belki de yazar bilinçli tercih etmiştir bunu ya da ben siyahilerin tercih ettiği isimlere vakıf olmadığımdan kolayca anlamadım, bilmiyorum. Irksal meselelere değindiğini arka kapaktan okumuştum fakat kitaba başlayıp bir 100 sayfa ilerleyinceye kadar konuyu tamamen ayrı bir olay üzerine kurmuştum. Öğretmen-öğrenci ilişkisine dayalı, çokça fantazilere konu olan bir durum mevcuttu. Buna ilişki denebilir mi emin değilim ama bence tam olarak tecavüz değil. Bir nevi yararlanma hatta İngilizedeki “taking advantage of someone” tabiri cuk oturuyor. Kitabın erkek kahramanının bu yönelimi düzenli olarak seviştiği hayat kadınına günlük yaşamında rastlayınca ve onu tanımaya çalışınca kadının geri çekilmesiyle ortaya çıkıyor. Hem öğrencisi hem de para ile beraber olduğu kadın siyahi mi değil mi ben anlamamıştım; siyahi olmaları kitabın geri kalanında anlatılan yapboza uygun olunca fark ettim. Zaten bir filmi de çekilmiş, orada her şey net.

disgrace imdb

David öğrencisiyle yaşadığı ilişkiden herhangi bir pişmanlık duymaz; bu onu üniversiteden atılmaya kadar götürür, umursamaz görünür. Ama rüzgar eken fırtına biçer… Bir insanın en kıymetlisine, biricik kızına tecavüz etseler? Kızının lezbiyen olması durumu ise işi iyice sarpa sardırıyor! Ya kızına tecavüz edenler bir nevi geçmişin/apartheidın öcünü alıyorlarsa? David’i asıl sarsan tecavüzcülerden birine kapı komşusu kızının eski siyahi çalışanı yeni ortağının evinde görmesi daha sonra da akrabası olduğunu öğrenmesi ve bu durum karşısında ne komşunun ne de tecavüzcünün bir gram utanç duyuyor olması. Tıpkı David’in kendi yaşadıklarından pişmanlık duymaması gibi, şimdi de onlar(!) pişmanlık duymaz.

İşin bir ilginç yönü ise tecavüze uğrayan kadının, yaşamını o köyde sürdürmeye devam etmek için komşusu olan siyahi adamın boyundurluğu/koruması altına girmeyi kabul etme niyetinde olmasıdır. Böylece komşusu, kızın arazisine de konacaktır. Doğuracağı tecavüz bebeği ile de siyahi aileyle bağ kuracak; kendini kabul ettirecektir. Çünkü beyaz bir kadın tek başına bir çiftlikte yaşayamaz. Kim bilir belki de bunlar hep planlıdır?

Dönüp baktığımızda ise ırkından bağımsız kadının edilgen olduğunu görüyoruz. Ne siyahı beyaza (öğrenci Melanie) , ne beyazı siyaha başkaldırabiliyor ( çiftlikte yaşayan kız Lucy)…

Tweet about this on TwitterShare on Facebook3Share on Google+0Email this to someone
Written by EGe

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir