Marsilya

Marsilya

Biraz deniz ve plaj odaklı bir Güney Fransa turu yapalım dedik. Genelde birçok insan Nice’te inip Marsilya’ya doğru ilerliyor. Biz ise tam tersini yaptık. Marsilya’dan başlayarak İtalya’ya doğru ilerledik. Başlangıç durağı Marsilya’ya ayak bastığımız gün Filistin için büyük bir eylem vardı. Birçok yol kapatılmıştı; zaten Marsilya’da birçok caddede inşaat sürüyor. Yürümesi zorlu yerler var.

Denize girmek istiyorsanız:

Gitmeniz gereken yer Prado plajları. Buraya gidebilmek için, Marsilya’nın İstiklal Caddesi diyebileceğimiz ana caddesi olan Canabière ‘nin limana ( Vieux Port)  en yakın olan otobüs durağından otobüse binebilirsiniz. Plajlar kısmında geldiğimizde gözüme çarpan tüm ihtişamıyla bir Davud heykeli oldu. Sonrasında ise bembeyaz bir dönmedolap! Akşama doğru dönmedolap önünde ücretsiz bir konser yakaladık. Çok güzel çalıyorlardı. Dönmedolap fiyatı biraz tuzluydu. Kişi başı 14 euro olabilir, çocuklar içinse 7. Denize nazır binmek isteyen olabilir tabii…

 

Şehrin Sembolü Notre Dame de la Garde

Şehrin limanından olanca güzelliğiyle tepeden bakan bazilika Notre-Dame de la Garde.  Yerli halk tarafından şehrin koruyucusu olarak görülüyor. Buradaki ilk kilise 1214 yılında yapılmış; birçok restore geçirdikten sonra 1864’te bugünkü halini almış. Biz Pazar ayinine denk geldik. İçeride en ilgimi çeken nokta gemilerden oluşan bir dekorun tepeden sallanıyor olmasıydı. Şehrin bir liman kenti olduğunu vurgulayan ve Akdeniz hissi veren bir detay oldu benim için. Bu tepede manzara çok güzel, kuş bakışı Marsilya’yı görebiliyorsunuz. Aynı zamanda birkaç ada göreceksiniz. Bunlardan bir tanesi Aleander Dumas’ın “Monte Cristo Kontu” kitabında geçen Chaeuetou d’If, hava koşullarının uygun olduğu günlerde limandan gezi turları düzenleniyor.

 

Şehrin yemeklerinden balık çorbası: Bouillabaisse 

Bu şehre özel balık çorbası olan Bouillabaisse’i yapan meşhur restoranlardan bir tanesi olan Chez Michel tesadüf eseri gittiğimiz bir plajın sokağındaydı. Fakat fiyatı 64 Euro civarıydı. Onun yerine şehrin meşhur Pizzacısı olan Chez Noel’e gittik :) Burası da meşhur Canabiere caddesinin kuzeyinde kalıyor. Saint Vincent de Paul kilisesinin hemen yanı başında diyebilirim. Burda merguezli pizza yedim. Merguez Cezayir’e ait bir tür sucuk. Keyifli bir yemekti.

Le Panier

Şehrin görülmesi gereken kısımlarından birisi. Burda da Marsilya’ya özgü dükkanlar, cafeler, evler bulabilirsiniz. Marsilya’nın sandala benzediğinden Fransızca sandal anlamına gelen portakal aromalı kurabiyeleri meşhur ismi: Navette. Le Panier’de gezinirken satan dükkanlar görebilirsiniz. Ben bir fırından lavantalı, menekşeli, portakallı çeşitlerini aldım. Açıkçası lezzetli diyemeyeceğim. Bir de zeytinyağı sabunları meşhur tabii. Türkiye’den gelince çok ilginç gelmiyor insana fakat her türlüsünü yaptıkları için rengarenk sabunlara bakmadan geçemiyor insan. Fiyatları ise 2 euro’dan başlıyor (100 gram). Bana en ilginci siyah renkli Afyonlu (opium) çeşidi geldi. Bu bölgede dikkat çeken bir yapı ise Cathedrale de la Major, içerisinde Fransa’nın tüm bölgelerine ait devasa bayraklar vardı. Benim ilgimi en çok Korsika’nınki çekti. Siyahi ve başı bandanalı bir profil sloganı ise: fidèle et rebelle.

Mona

Benim için bu şehri en anlamlı kılan ise çok sevdiğim Cezayirli şarkıcı Mona Boutchebak’ın burada yaşıyor olmasıydı. Kendisiyle hem tanışma hem de şarkı söyleme fırsatı buldum. Dünya tatlısı bir insan olan Mona ile tanışmamın hikayesi ise şurada

Tweet about this on TwitterShare on Facebook9Share on Google+0Email this to someone
Written by EGe

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir