Geçenlerde Sinan bir ÅŸarkıya takılmış. İbrahim Tatlıses de seslendiriyor. “Beyaz gül, kırmızı gül… Güller arasından gelir; yarim giymiÅŸ beyaz azya Cuma namazından gelir. Yarim giymiÅŸ beyaz azya bayram namazından gelir”. Sonra sordu neden Cuma ve Bayram namazına gidiyor? Bunlara kimler giderler?…Erkekler! Sis perdesi aralanıyorrrrr….Evet ÅŸarkı eÅŸcinsellik kokuyor. Kadın yazdı desek; kadınlar sevgililerini güller arasından gelen diye tasvir etmezler zannımca; bu daha çok erkeklerin yapacağı bir betimleme.
(bkz: Gül döktüm yollarına/Tarkan, Güllerin içinden koÅŸarak gel/M.F.Ö) Aklıma sadece Sezen Aksu’nun yazdığı “Güllerim soldu” geliyor bir kadın tarafından gül kullanımı ama o da zaten kendisiyle gülleri baÄŸdaÅŸtırıyor. Keza Leman Sam’ın Gül Güzeli de öyle. Sanıyorsam Gül bir erkeÄŸi temsilen sadece tasavvufta kullanılıyor. O da zaten İslam dininde özel bir erkek olan peygamber.
Anneme Sinan’ın bu keÅŸfini anlatırken hemen Nedim’in ünlü ÅŸarkısından bahsediyor: “Serv-i Revan” yani salınarak yürüyen Servi. Bana da bir süre Edebiyat derslerine de girmiÅŸ olan dedem söylerdi hep bu ÅŸarkıyı; hatta ezberlemiÅŸtim son kıt’asını. Bu ÅŸarkıda da Cuma namazı ele veriyor Nedim’i. Hatta okuduÄŸum kaynaklara göre lise edebiyat kitaplarında bu dörtlüğü es geçiyorlarmış ki anlaşılmasın. Edebiyatımıza, ÅŸarkılarımıza, türkülerimize girmiÅŸ bu gerçekliÄŸi hala görmezden gelmeye çalışmak neden? Neden kaldırırsın o kısmını lise kitaplarından? Neden gençlerin dünya görüşünü bu ÅŸekilde kısarsın? Sürekli bu ÅŸekilde baskı altında tutarak görmezden gelerek ne elde ediyoruz ki?  Yaptığım çok uluslu sohbetlerin bir tanesinde, yarı İtalyan/yarı Filipinli arkadaşım, Filipinler’de eÅŸcinselliÄŸin kamusal ortamlarda rahat yaÅŸandığından bahsetti. Hatta kendi kuzenlerinden bir tanesi lezbiyenmiÅŸ. Baktığınızda bunun ülkenin geliÅŸmiÅŸlik seviyesiyle de birebir bir iliÅŸkisi yok o zaman; çok kültürel bir olgu.
Bir safa bahşedelim gel şu dil-i nâşâde
Gidelim serv-i revanım yürü Sadabâd’e
İşte üç çifte kayık iskelede amade
Gidelim serv-i revanım yürü Sadabâd’e.
Gülelim, oynayalım, kâm alalım dünyadan
Mâ-i tesnim içelim çeşme-i nev-peydadan
Görelim âb-ı hayat aktığın ejderhadan
Gidelim serv-i revanım yürü Sadabâd’e
Geh varıp havz kenarında hirâman olalım
Geh gelip kasr-ı cinan seyrine hayran olalım
Gâh şarkı okuyup gâh gazelhan olalım
Gidelim serv-i revanım yürü Sadabâd’e
İzn alıp Cuma namazına deyu mâderden
Bir gün uğrulayalım çerh-i sitem-perverden
Dolaşıp iskeleye doğru nihan yollardan
Gidelim serv-i revanım yürü Sadabâd’e
Bir sen ü bir ben ü bir de mutrib-i pakize-eda
İznin olursa eğer bir de Nedim-i şeyda
Gayrı yâranı bugünlük edip ey şuh feda
Gidelim serv-i revanım yürü Sadabâd’e
Detaylı açıklamaları için şöyle bir link buldum, her kıt’asını tek tek açıklamış. Oldukça imalar dolu olduÄŸunu göreceksiniz.







