One Night in Bangkok

One Night in Bangkok

Åžaka bir yana Bangkok’ta toplamda 5 gece 6 gün geçirdik. Oldukça büyük bir ÅŸehir olduÄŸundan yapılacak bir sürü aktivite var diyebilirim. Üç hafta olarak planladığımız Tayland gezisinin baÅŸlangıcı ve sonu Bangkok’da geçti.

Genel olarak Tayland’ı ucuz bulmadım. Nedense zihinlerde ucuz bir yer olarak kalmış. Bangkok ve Chiang Mai güneye göre ucuz ama yine de herhangi bir Avrupa ÅŸehrine gelmiÅŸ gibi düşünebilirsiniz. Ucuz olan yegane ÅŸeyler: masaj, taksimetre açan taksi ve meyve suları.

Bangkok’da Kao San Yolu’na yakın yeni yapılmış Ninahouse diye bir otelde kaldık. Oteli sadece uyumak için kullanacağımızdan çok beklentiyle gitmedik ama güzel çıktı. Kronolojik olarak anlatırsam;
Öğleden sonra ayak bastığımız Tayland’da böyle büyük büyük orkideler bizi karşıladı. Vize almaya gerek yok fakat giriÅŸte verilen giriÅŸ kartını çıkana dek saklamanız gerekiyor. Hava alanı içinden turist sim kartı alıp biraz para bozdurup taksi yolunu tutuyoruz.

Grab

Asya’nın UBER’i Grab, Tayland’da da yaygın. Biz her ÅŸehirde test ettik. Artıları ve eksileri var. Hava alanlarından çıkışta Grab ayarlamak zor oluyor çünkü buluÅŸma durumu sıkıntı. İngilizce bilmeyen şöförler uygulama üzerindeki çeviriyi kullanıyorlar. Hava limanında her alana giriÅŸleri olmuyor ( sanırım hava alanı taksisi olma muhabbeti burda da var). Grab’in verdiÄŸi fiyata otoban ücretleri ekleniyor bunları öncesinden göremiyorsunuz. Bir de Bitaksi’de şöföre yansıtılan servis ücreti GRAB’de müşteriye yansıtılıyor. Yani servis ücreti + taksimetre açan taksi buluyorsunuz. Yani yolda herhangi bir taksiye taksimetre açtırabilirseniz Grab’den daha ucuza geliyor. Bangkok’da 30-40 baht olan servis ücreti Phuket’te 150 bahta kadar çıkıyor.

Başlangıç

Otele vardıktan sonra etrafa göz gezdirdiğimizde Kao San civarındaki meyve tezgahları dikkatimizi çekiyor. Karışık meyve suyu 50 baht ve oldukça leziz.

Civarda bulunan Golden Mount, Wat Thepthidaram ve
Wat Ratchanatdaram‘ı geziyoruz. Çok ünlü Pad Thaici Thip Samai Çin yeni yılı dolayısıyla kapalı onun yerine hemen yakınında sokaÄŸa atılmış plastik masa ve sandalyelerde güzel bir yemek yemiÅŸ oluyoruz.

Grand Palace & Khon

Kao San, Grand Palace gibi görülmesi gereken yerlere yürüyerek 15-20 dk. Grand Palace’a hava sıcakken gidiyorsanız ve kolsuz üst/ÅŸortunuz varsa (kadın erkek fark etmiyor) yanınıza mutlaka ÅŸal alın. Genel olarak tüm Tayland’da çantada ÅŸal taşımak çok akıllıca. Tapınakların hepsinde kontrol oluyor, bazen depozito karşılığı kıyafet kiralamak zorunda kalıyorsunuz vs, zaman kaybı. GiriÅŸ ücreti en tuzlu olan yer saray kampüsü, biletler 500 baht (€14, 85 TL). Bu bilete aynı zamanda yarım saatlik bir gösteriyi izlemek de dahil. EÄŸer zamanı tutturabilirseniz tavsiye ederim. Ücretsiz shuttlelarla gösteri salonuna gidebiliyorsunuz. Tam tadında, Tay kültürü hakkında bilgilenebileceÄŸiniz bir gösteri.

Günümüzde saray, hanedan tarafından konut olarak kullanılmıyor sadece belirli resmi törenlerde ve kutlamalarda kullanıma geçiyor.
Saray kampüsündeki Wat Phra Kaew içinde ünlü Zümrüt Buda’yı (Emerald Buddha) en çok ziyaretçi çeken yerlerden biri. Etrafı kamaÅŸa kamaÅŸa izleyebilirsiniz. Çünkü her taraf yaldız yaldız, renk renk. Altın altın, yani biraz ortadoÄŸu stayla. Japonlarda nasıl bir sadelik varsa burda da tam tersi hüküm sürüyor.

Sarayın hanedan ailesinin oturduÄŸu kısmına giriÅŸ yok zaten sürekli orada oturan birisi yokmuÅŸ anladığım kadarıyla. Çok sevilen kralları 9. Rama (Bhumibol Adulyadej) öldüğünde bir yıl boyunca cesedi dik bir ÅŸekilde mumyalanarak burada sergilenmiÅŸ. Rehberin dediÄŸine göre milyonlarca ziyaretçi gelmiÅŸ hatta insanlar sabah 8’den akÅŸam 6’ya kadar sırada beklemiÅŸler.
Çıkışta biletin içinde olan gösterinin saatine denk geliyoruz. Gösteri Khon, Thai Masked Dance olarak geçiyor. Biraz Tay mitolojisi içeren üst yazıda hikayeyi görebileceğiniz bol kostümlü ve danslı bir gösteri.

Wat Pho

Burası yatan Buda’nın yer aldığı tapınak, gösteriden sonra buraya yürüyerek geldik. Yine rengarenk yapıların arasındayız. GiriÅŸ 200 baht. Burası 1800lü yıllarda devlet üniversitesi olarak kullanılmaya baÅŸlanmış.
Yatan buda 15 metre uzunluğunda ve 46 metre uzunluğunda altın kaplama. Dikkat çeken başka nokta ise ayaklar. 3 metre yükseklik 5 metre uzunlukta olan bu ayaklar uğurlu olduğu düşünülen 108 eylem ve sembolle sedeflerle işlenmiş
Burayı gezerken para şıkırtısı sesleri geliyordu meğer parayla bozuk para satın alınıp bağış olarak 108 adet bronz kaselere atılıyormuş. Bu da sürekli devam eden bir melodi yaratıyor içeride.

Wat Arun

Genelde insanlar buraya gün batımına doÄŸru gitmiÅŸler ama bana öyle kısmet olmadı. Yürüyerek ufak teknelerin kalktığı iskeleye gidiyoruz. Çok cüzi bir ücretle karşıya geçerek Wat Arun’a ulaşıyoruz. Burada da giriÅŸ 50 baht.

Tam olarak Chao Praya nehrin yanında yer aldığından tapınağın nehre nazır çok güzel fotoğrafları çekilebiliyor. En belirgin kule 82 metre uzunluğunda ve nehrin diğer kıyısından da olanca ihtişamıyla görülebiliyor. 1656 yılından kalma bir tapınak olması da insanı ayrı bir etkiliyor.

Blue Elephant

Bu restoranın Avrupa ve Tayland’da farklı yerlerde ÅŸubeleri var ve kalburüstü diyebilirim. Birçok arkadaşım överek anlattığından önceden rezervasyon yapıp gittik. İçerisi oldukça güzel ve şık tasarlanmış; servis çok iyi. Ördek, dev tatlı su karidesli Pad Thai, Tom Yam Koong, Tom Kha Gai (Hindistan cevizli tavuk çorbası) ısmarlıyoruz. Yemekler leziz, porsiyonlar küçük sayılır ama doyurucu. Çin yılbaşına denk geldiÄŸinden çıkarken 2 çay fincanı hediye alıyoruz ve beni bir çiçekle uÄŸurluyorlar. Restoran içindeki fil konseptini oldukça beÄŸeniyorum. Tek üzücü bulduÄŸum nokta bu tip lüks yerlerde menü fiyatlarına %7 KDV ve %10 servis sonradan ekleniyor. Hesapladığınızdan daha okkalı bir hesap ödüyorsunuz. Çıkışta nam salmış roof toplardan birine gitmeye karar veriyoruz.

Sky Bar, Lebua State Tower

Burası bünyesinde 4-5 adet bar içeren bir gökdelen. Servis inanılmaz. GiriÅŸten itibaren size birisi eÅŸlik ediyor. Biz biraz günlük kıyafetle gelmiÅŸ bulunduk ama çok şık bir ÅŸekilde de gelinebilir. Çalışanlar ısrarla en tepeye çıkmadan tüm barları görmenizi istiyorlar. Burası gerçekten epey pahalı. Bir kokteyle 28-30 euro arası bir ücret ödüyorsunuz ve kiÅŸi başı bir içecek almanız ÅŸartı var. İlle de alkollü olması gerekli deÄŸil soda gibi bir içecek de alabilirsiniz. Mango Glacier isimli bir kokteyl tercih ettik; epey güzeldi ama 950 baht… Zaten parayı manzaraya ödediÄŸiniz bir gerçek. Asiatique’in dönme dolabından ÅŸehrin diÄŸer gökdelenlerine, ışıklarla kaplı bir ÅŸehir manzarasına nazır kokyteylinizi yudumluyorsunuz.

National Museum

İkinci güne bir müze ile başlıyoruz. Normalde epey büyük olan ulusal müzenin birçok odası kapalı. Bu hali bile görülmeye değer. Açık olan yerlere minimum 2 saat gerekiyor. Giriş 200 baht civarında.

Tahtırevanların olduğu oda oldukça etkileyiciydi. Yine altın altın yaldız yaldız arasında farklı törenlerde kullanılan hanedanlık arabalarını görüyorsunuz.

Floral Cafe Napasorn

Pak Khlong isimli çiçek pazarını gezdikten sonra daha önceden araştırıp gitmek istediğim çiçek temalı bir kafeyi buluyoruz. Burası çiçekçi dükkanlarının arasında saklı bir kafe diyebilirim. Yine bir çiçekçinin üst katında yer alıyor. Farklı bir dekorasyonu var ve içerdeki ürünler ayrıca satılıyor. Ürünler güzel özellikle Mango Smoothie çok iyiydi. 2 içecek 2 pasta ve 1 top dondurmaya 700 küsür baht verdik. Fiyatların böyle olduğu yerlerde tamamen turist kullanımına özel yapılmış hissi alıyorum çünkü lokallerin böyle bir alım gücü varmış gibi durmuyor.

China Town

Çin yılbaşı dolayısıyla oldukça hareketli olan bu mahalle biraz kaotik. Avrupa huzuruna daha doÄŸrusu Almanya huzuruna alışkın erkek arkadaşıma biraz fazla geldi. Biraz gezindikten sonra bir tapınak buluyoruz ve ilginç bir manzara ile karşılaşıyoruz. Pembe tülden baÅŸlıklar giydirilmiÅŸ budalar. İş yerinde Çinli arkadaşım’dan öğreniyorum ki Buda genelde erkek olarak tasvir edildiÄŸinden bu tarz kırmızı ya da pembe baÅŸlıklarla kadın cinsiyeti de ekleniyormuÅŸ. Böylece çift cinsiyeti temsil eden bir Buda karşınızda oluyor. Etkilenmedim deÄŸil.

3 haftalık Tayland gezimizin son 2-3 gününü tekrar Bangkok’da geçiyoruz. Hafta sonuna denk geldiÄŸinden ÅŸehrin en büyük pazarına ve ÅŸehrin modern yüzüne de bir ÅŸans verelim diyerekten alışveriÅŸ merkezleri diyarına yollanıyoruz.

Chatuchak Haftasonu Pazarı

Burası kapalı çarşı tarzında kocaman bir pazar alanı. Cuma-Cumartesi ve Pazar günleri tüm dükkanlar aktif çalışıyor. Farklı farklı bölümleri olan pazara sabah erkenden gidip öğlene kadar dolandık. Genel olarak paralel ürünler olmakla birlikte tezgahtan tezgaha fiyat farkı olabiliyor. Hediye almak için ideal bir yer. Meyve kokulu ve şekilli sabunlar, hindistan cevizinden yapılma dekoratif tabaklar, kozmetik ürünler ( hindistan cevizi ürünleri ve özellikle mentollü burun açan soluma ürünleri nam-ı diğer inhaler), burada capcanlı renklerde çok güzel çoraplar bile buldum.

Mariamman Hindu Tapınağı
(Wat Sri Maha Uma Devi)

Gitmek istediÄŸim Luka Cafe’ye yakın güzel bir tapınak dikkatimi çekiyor. Rengarenk giriÅŸiyle sizi içeri çağıran bu tapınak diÄŸerlerinden farklı olarak bir Hindu tapınağı. İçeride birçok yerde fotoÄŸraf çekmek yasak ve tabiri caizse para basıyor. Bağışlanan paraları ve çiçekleri toplayan keÅŸiÅŸler bende olumsuz bir hava uyandırdı. Sanki para kazanma üzerine kurulmuÅŸ kapitalist düzenin tapınağı gibilerinden. İçeride sürekli tekrar eden bir melodi vardı.

Luka Cafe

Burası yine Bangkok’un modern ve pahalı yüzünü temsil eden bir kafe. İçeride sadece yabancı var. Merak ettiÄŸimden açai bowl deniyoruz; hayallerimdeki kadar süslü gelmiyor. İçerdeki tüm dekoratif eÅŸyalar satılıyor. Yukarıda duvara asılı ürünü oldukça beÄŸendim.

Lumphini Park

Çıkışta yürüme mesafesindeki ÅŸehir parkına gidiyoruz. İlginç bir ÅŸekilde park oldukça boÅŸ. Özellikle Frangipani / Plumeria diye geçen çiçekleri barından aÄŸaçlar bolca. Bu çiçekler hem çok estetik hem de mükemmel kokuyorlar. Hanımeli yasemin karışımı… Meyvelerin yanında bunun da sabununu yapmışlar. Parkta göletler bulunuyor ve isterseniz deniz bisikleti kiralayıp gölette tur atabiliyorsunuz. Parkın en ilginç yanlarından biri ise içindeki hayvanlar. Göletlerin civarında bolca dev kertenkele görebilirsiniz. Kuzenim komodo ejderi mi diye sormuÅŸtu da, o familyadan :) Ayrıca kargalarda toplu halde uçuÅŸarak melodi halinde gaklıyorlar. Hayatımda hiç böyle bir ÅŸey duymamıştım!

Alışveriş Merkezleri

Parktan alışveriş merkezlerine doğru yürüyoruz. İlginç bir levha karşımıza çıkıyor. Motorlu kapkaççılara dikkat!

Yolda ayrıca çok enteresan bir bina görüyoruz. 314 metreyle Tayland’ın en uzun binası olan King Power MahaNakhon’u da keÅŸfetmiÅŸ bulunuyoruz.

AlışveriÅŸ merkezlerinin hepsi yan yana ve inanılmaz bir dünya sunuyorlar. Sundukları bu dünyaya lokal Taylar ne kadar dahil emin deÄŸilim. Fiyatlar uçuk durumda ve maÄŸazalarda bulunan markalar inanılmaz lüks. Türkiye’de böyle bir alışveriÅŸ merkezi yok diyebilirim… Siam Paragon, Siam Center, Siam Discovery, MBK hepsini tek tek geziyoruz. Siam Paragon’un yeme içme katı epey ÅŸenlikli. Hem gurme market var hem de ünlü tatlıcılar.

After You

Bu tatlıcıyı bir arkadaşımdan tavsiye olarak almıştım. Öyle kalabalık ki giriÅŸte numara alıyorsunuz. Burada hem dükkanın spesiyelitesi olan Shibuya Honey Toast hem de Çilekli Cheesecakeli Kakigori ısmarlıyoruz. Kakigori Japonya’ya özgü traÅŸlanmış buz kaplı bir tatlı.

Siam Discovery’de Madam Tussauds bulunuyor. İçeri girmesek de Britney ile bir poz çektirmeden geçmiyorum. Britney’in topukluları olduÄŸuna dikkat çekerim

Tüm bu alışveriş merkezlerinin arasında ücretsiz ziyaret edebileceğiniz bir sanat ve kültür merkezi var. Biz gittiğimizde çeşitli fotoğraf sergileri vardı. Binanın üzerinde krallarının resmini bulabilirsiniz.

Asiatique

Burayı bir sürü blogda okumuÅŸtum. Tepeden Bangkok’a bakarken dönme dolaplı görüntü de hoÅŸuma gitmiÅŸti. Açıkçası gidince biraz hayal kırıklığına uÄŸradık gitmesek de olurmuÅŸ dedik. Gezimizin son günlerine bırakınca burası pek etkilemedi bizi. Lunaparkımsı bir alana kurulu olan bölgede çeÅŸitli restoranlar bulunuyor. Bu alan Almanya’daki Wasen / Bira festivalini anımsattı bize. Restoranların yanında hediyelik eÅŸya dükkanları da mevcut. Chatuchak’a gittiyseniz buradan pek etkilenmeyeceÄŸinizi söyleyebilirim. Ayrıca fiyatları bir tık yukarıda.

Thipsamai Pad Thai

Burası Bangkok’un en ünlü Pad Thaicisi. Kaldığımız yere yakın olmasına karşın ilk geldiÄŸimizde Çin yılbaşından ötürü kapalıydı. Yemeden dönmeyelim istediÄŸimiz için son günümüzde açılış saatin olan 17:00’nin 15 dakika öncesinde gittik. Daha bile erken sıraya girebilirmiÅŸiz çünkü geldiÄŸimizde çoktan 20 metre kuyruk oluÅŸmuÅŸtu. Çok beklemeden içeri girebildik. Mekan gözüktüğünden daha büyük ama bölüm bölüm alıyorlar. Herkes birden hurraa diye içeri giremiyor. Orijinal pad thaileri yumurta kaplı ve karides yağında piÅŸiriliyor. Bir de portakal suları ünlü ( portakal suyu 160 baht olmasıyla yemekten daha pahalı ama 50+ Çinli teyzeler maÅŸallah her biri birer tane ısmarlamıştı). Bana kalırsa bu portakal suyu deÄŸil de farklı bir narenciye gibiydi. Satsuma desem deÄŸil ama öyle bir ÅŸeyler :)

Son olarak hava alanında bile bu heykellerin bulunması ürpertici bir his veriyor.

Chiang Mai Yazım İçin:

Phuket – Phi Phi – Krabi Yazım İçin

Written by EGe

1 Comment

  1. Pingback: Chiang Mai | egecita

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *