Nobel Ödüllü Macar yazar László Krasznahorkai’ın 17 hikayeden oluşan bu kitabı kitap kulübümüzün Haziran ayı seçimiydi. Bu art arda okuduğumuz ikinci nobel ödüllü yazar oldu. Yazar neden Nobel almış bu kitabı okurken anladım. Okuması kolay değil ama okurken edebiyat okumayı seven okuru okşuyor. Kitap ruhu ve zihni besliyor…
Kitaba ilk İngilizce başlayayım dedim ama ana dilimde okuyarak doğru bir karar vermişim. Çevirmen Gün Benderli’ye şapka çıkartmak gerekiyor. Hikayelerin yarısı Japonya yarısı da envai çeşit Avrupa ülkesinde geçiyor: İtalya, İspanya, Yunanistan, Romanya, İsviçre, Macaristan vb. Özellikle Kyoto, Nasrid Sarayları ve Akropolisi kendim de detaylı gezmiş olduğumdan bu hikayeler ilginç geldi. Ne yalan söyleyeyim Elhamra içerikli hikaye biraz daha ansiklopedik bilgi verir gibiydi. Bazı hikayelerde giriş gelişme sonuç var bazılarında tam yok gibi.
Okurken bazen his olarak bende Julio Cortazar hissi yarattı. Ötekinin Rüyası ama epey zorlu bir okuma olmuştu benim için. Her hikaye sarsıcı bir şekilde bitiyordu. Tuhaftı, tekinsizdi. Burada da birkaç hikaye bana böyle hissettirdi. Hikayelerin bazıları gerçeğe dayanan hikayeler, genel kültürü zenginleştiriyor. Hatta okurken insan yazarın genel kültürüne ve araştırma kapasitesine hayran kalıyor. O kadar içine giriyor ki hikayelerde anlattığı durumun ve onca detayın. Ve sadece bir ülke ve kültüre odaklı değil bir sürü farklı ülkeden çıkma hikayeler bunlar.
Aşağıdaki alıntıda da resmen “ötekinin rüyası” durumunu tanımlamış:
insan Hamam’a ya da sonunda Aslanlı Bahçe’ye Patio de los Leones’in fıskiyeli havuzuna geldiği zaman hissediyor kendisinin burada ziyaretçi değil kurban olduğunu, Alhambra’nın kurbanı, ama aynı zamanda Alhambra’dan yayılan ışığından nasibini de alan, kurban çünkü her şey onu bir rüyaya onun değil bir başkasının gördüğü riyaya girmeye zorluyor ve bir başkasının rüyasında uyanık olmak kaldırılamayacak kadar ağır bir yük. s:293
çünkü Alhambra herkese onu asla anlayamayacağını anlaması imkanını sunuyor. s:293

En çok etkilendiğim hikayelerden biri “Sürgün Kraçil”, Kraliçe Vashti. Eski Ahit’te yer alan bir öykü hatta bu ama farklı varyasyonları var, sonu biraz kan dondurucu.







