pardon, sizin mi Kazak arkadasınız var?

sesiyle irkildim, Bodrum'daki salaş otelimizin kafe kısmında internete giriyordum, 'evet' dedim. Öyle mi neresinden? Astanalı dedim... Aaa yeni başkent...Siz gittiniz mi diye sordum, oranın işletmecilerinden biri, aynı zamanda servis yapıyor. Patates kızartması istediğimde, ek çatal vermek üzere ' anneniz de size eşlik edecek mi' diye soruşundan anlamıştım bir farklılık olduğunu. Evet, ben orda yaşadım toplamda 2 yıl dedi, 43 ülke…

plansız, programsız

Datça'ya gidelim derken ilk Bodrum'a vardık ailecek, 1-2 gün kaldık...Bir gece telefon çaldı, dışarda oturuyorum, Sinan arıyor diye koşar adımlarla odaya gittim; ALİYA! Ege, ben Bodrum-Bitez'deyim sen nerdesin dedi...Doğru ya, gelmeden de haber vermişti Bodrum'a gideceğini ama bizim zaten programda yoktu ondan düşünememiştim görüşebileceğimizi. Sözleştik ertesi gün buluştuk. Bir seneden sonra :). Annesiyle beraber gelmiş Aliya tatile...Türkçe konuştuk hep, annesi…

Не будем пить из одного стакана

Geçen seneki doğum günümde Sevde'den gelmişti Anna Ahmatova'nın şiir kitabı... Dünya şiiri okumayı çok severim, ama çok az kişi okudum şu ana dek...Maalesef Rusça bilmiyoum, ondan çevirisi ile yetinmek durumundayım, 'Aynı Bardaktan' diye bir şiiri var A.A.'nın, bir dizesi var ki, Türkçe çevrisindeki kelime oyununa bayılmıştım.''Sen güneşle soluyorsun bense ayla''Güneşle soluk almak mı yoksa güneş etkisiyle solmak mı? Ne büyük…

ve belli olur…

İskenderun (Yunanca: Αλεξανδρέττα, Aleksandretta, Türkçe karşılığı "Küçük İskenderiye"; Arapça: لواء اسكندرون, Lue İskenderun, anlamı "İskenderun Tugayı"[2]), Hatay'ın en büyük ilçesidir...Ve Veda vaktidir? Yine yeniden...Daha doyamamışken, uzun bir ayrılık daha...صْبِرْ

she wore a pink and yellow summer dressshe kept her hair just like a poetessshe traveled all the way to Germanythe trains and the cold, dark sea
yanlıs rotasyon

yanlıs rotasyon

Resmi büyütüp bakınız lütfen... Olay şu: Geçen Perşembe Schlachtensee' ya nazır 1723'de kurulmuş şık bir restoran olan Ficherhütte'de mezuniyet yemeğine gidiyoruz. Bilgi Üniversite'sinin Master programı kapsamında olan. Birisi Krumme Lanke'den yakın diyince atladık metro durağına gittik. Yalnız bilmediğimiz bir şey vardı ki, o da Krumme Lanke diye bir göl oluşuydu. Gördüğmüz gölü Schlachtensee sanarak sağdan yürümeye başladık çünkü daha önce…

az kaldı, geliyorum!!

gelmeme az kala okulumuzun Gehirn -beyin- adlı Filoloji kütüphanesini görmeden gitmeyeyim dedim ve içinde bir tur attım,ilk kat Anglikanistik Germanistik, İkinci kat Romanistik, üçüncü kat Hollandistik diye ayrılmış, tabii ki kendimi ikinci katta buldum şüphesiz, ve Latin Amerika edebiyatı bölümüne yapıştım, şansıma Portekiz de yanındaymış, ve hemen gözüme ne çarptı...