Boydan boya Amalfi Kıyıları

Boydan boya Amalfi Kıyıları

İtiraf ediyorum en ucuna gitmedim! Ama Positano’dan başlayarak Salerno’ya kadar ziyaret etme şansım oldu. Zaten Amalfi Positano’dan başlıyor gibi bir şey. Buraya Sorrento’dan arabayla geçtik. Sezon daha yeni yeni açılmasına karşın Paskalya dolayısıyla epey kalabalıktı Amalfi, hem de denize girilmemesine rağmen! Deniz kasabalarının detayına girmeden diyebilirim ki en çok Ravello’yu beğendik. Kiralık arabayla düşük sezonda bile gezmesi zor (park yerinden mütevellit), motosiklet kiralamak en akıllıca olanı.

Positano

Positano çocukluğumun hayaliydi. Only You diye bir film izlemiştik annemle, hasta olmuştuk filmin geçtiği yere. Zaten tüm kıyılarda en popüler ve pahalı olanı da Positano. Ben hava kapalı olmasına rağmen beğendim ama erkek arkadaşım pek beğenmedi burayı. Romantik de bulmadı işin ilginci.

Daha güneşli bir havada yoldan Positano

SS 163 Amalfitana yolu üzerinde Positano girişinden giriyorsunuz, biraz ilerledikten sonra boş park bulduğunuz yere arabayı bırakabilirsiniz. Bir vadide olan Positano merkeze gitmek için ünlü merdivenlerden aşağı doğru ineceğiz.

Bu arada merkezde de görüntü kirliliği yapan bir otopark var ama yer olur mu fiyatı nasıldır bilmiyorum. Genelde park yerlerinin bir çoğu orada ikamet edenlere ayrıldığı için park bulmak güç. Mavi ile çerçevelenmiş alanlara park edebilirsiniz, saati 2-3 euro arası değişiyor.

Merdivenlerden inerken kahvaltı etmek için seçtiğim Casa e Bottega ‘ya giriyoruz. Mekan çok hoş, çok modern, lakin fiyatlar biraz tuzlu. En çok Amerikalı turist gördüğümüz Amalfi kıyılarında, bu mekanda da Amerikan İngilizcesi hakim ortama. Gün saatlerine göre ayrı menü olduğundan el mahkum sadece sabah sunulanlardan ısmarlayabiliyoruz bu da basit bir omlet için €10 demek. Böyle yerlerde yaşadığım yerde yiyemeyeceğim şeylere para vermekten çekinmiyorum ama omlet?! Mekanın dekorasyonu ve içerden görülen Positano manzarası kendini affettiriyor.

Yürüyerek sahile doğru ilerliyoruz. Yolda sanat galerileri, mağazalar, hediyelik eşyacılar gırla. Bu civarda sanat galerileri şubeleşmiş durumda aynı eserlerin farklı çeşitlemelerini farklı şubelerde görüyoruz. Köpek balığına binmiş Poseidon favorim

Bir de limonlu bahçede aya tutunan heykelcikler

Plajın yanındaki kilisedeki (Chiesa Santa Maria Assunta) konseri izliyoruz. Sahilde herkes fotoğraf çektiriyor.

 

Fark ediyoruz ki yanda bir plaj daha var, orayı da keşfe çıkıyoruz. Çok daha sakin, mekanların çoğu açılmamış ya da tadilatta.

Son olarak da bozuk para ile çalışan duşu çektim. Bu kadarını da görmemiştim:

Tüm bölgede ünlü bir mağaza var “Antica Sartoria by Giacomo Cinque” , ürünlerini çekmeden edemedim. Canlı renkli yazlık gömlekler 20-30 euro arasına satılıyor.

Amalfi

Amalfi’nin meşhuuur bir katedrali var ama hakkını yemeyelim çok güzel. Avluda bir Endülüs havası esiyor. İçeride özellikle de Kripta kısmı “Vay vay, vay vay vay vay Tosuno” dedirten tarzda. Burada da park yeri bulmak zorlu; özel otoparka merkeze biraz uzakta bir yere park etmek zorunda kalıyoruz. Cattedrale di Amalfi nam-ı diğer Chiostro del Paradiso önü yine fotoğraf çekme cümbüşü. Yanında uzanıp giden bir alışveriş caddesi var. Maalesef ki bölgenin en ünlü pizzacılarından olan Da Maria şansımıza kapalı.

Ravello

Ravello denize kıyısı olmadan nasıl bu kadar beğenilir diyordum ama gidince anladım. Burası denize tepeden bakan nezih bir kasaba. Nezih diyorum çünkü içinde gezerken çok bakımsızlık sezmedim. Yine gezilebilecek villa bahçeleri var ve çok güzel bir meydanı var. Dolanırken bünyemde Sagrada Familia hissi yaratan bir kilise görüyorum ismi “Chiesa di San Giovanni del Toro“:

Belvedere Principessa di Piemonte seyir bölgesinden deniz manzarası bu şekilde:

Bu da meydandan manzara:

Merkezi dolandıktan sonra biraz daha yükseliyoruz. Mimi Bar Pizzeria ‘da yemek molası veriyoruz. Mekan güzel, bahçesinde oturuyoruz. Pizzaları klasik ve kendilerine özgü olmak üzere oldukça çeşitli. Kesinlikte tavsiye ediyorum. Ben “Burrata”lı, erkek arkadaşım ise “Mozzarella di Bufala”lı pizza sipariş ettik. Yanında da limoncellolu bir kokteyl…

Yemekten sonra biraz daha tırmanınca hem lüks bir otel olan hem de bahçeleri gezilebilen Villa Cimbrone‘ye ulaşıyoruz. Özellikle bu bahçeler ve manzara size nerede olduğunuzu tekrar hatırlıyor gerçekten alabildiğine deniz.

Minori

Burası adı üstünde ufak bir deniz kasabası. Maori ile araları 1.5 km kadar. Bu küçük kasabadan beklemeyeceğiniz büyüklükte bir katedrale sahip. Girdiğimizde halı sandığım ama sonra kumlardan yapılmış olduğunu fark ettiğim dini bir sahne yere resmedilmişti.

Burayı en meşhur yapansa tüm Amalfi’nin en meşhur pastanesi. İsmi Sal de Riso, Via Roma 80. Adresini veriyorum çünkü 100 metre ilerisinde Pasticceria De Riso diye geçen bir mekan daha var ve ben dalgınlığımdan ilk buraya girdim. Bu arada burası da fena değildi. İki yeri de denemiş oldum.

Neleri mi meşhur Sal de Riso’nun? Limonlu tiramisusu, bölgenin meşhur limonlu kremalı pandispanyası: Delizia al Limone, fıstıklı pastası: Panarea. Hepsinin görsel olarak sergilendiği bir siteleri mevcut.

Maiori

Amalfi kıyılarında en uzun sahile sahip olan kasaba burası. Biz burada kalarak çevre yerleri gezdik. Yine Paskalya geçit törenlerine denk geldiğimizden bir kısmında yürüyüşe eşlik ettik sonrasında tepede yer alan katedrale çıkıp etrafı gözlemledik. Geçit törenlerinin yapıldığı duraklar karanlık ve kırmızı mum ışıklarıyla bezeliler. Halktan katılım da yoğundu. Özellikle gelip görmenizi gerektiren bir durumu yok ama sanırım yazın yüzmek için geniş plajı bir tercih olabilir.

Cetara

Bu kasaba sıfır turist olan, henüz sezonunu hiç açmamış bir yerdi. Görüntü olarak hoşumuza gitti ama bir süre sonra denizden keyif kaçıran bir lağım kokusu geldi.

Vietri sul Mare

Amalfi kıyılarını terk edip Salerno’ya geçmeden önceki son kasaba burası sanırım. Seramikleriyle ünlü bu kasaba Campania bölgesinin seramik başkenti olarak geçiyormuş. Romalılar zamanından beri üretilen seramiklerin, zamanında Napoli’deki kraliyet ailesi bile müşterisiymiş.

Salerno

Bir liman şehri olan Salerno’ya doğru gittikçe, tankerler gözümüze çarpmaya başladı. Sahile indiğimizde bir sürü kayalığın dalgakıran olarak kullanıldığını gördük. Dalgalar kayalara çarparak görsel bir şölen oluşturuyorlar bu noktada. Sahil yolu kordon misali epey hoş. Yolun üzerinde Bar Nettuno adında güzel dondurmalar yapan bir yer var. Özellikle yumuşak bir ekmek olan Brioche içine koyarak servis ettiği dondurmanın tadı hala damağımda.

 

Napoli-Pompeii-Sorrento-Capri yazısı burada

Written by EGe

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir