Almanya’da Doğum Macerası

Almanya’da Doğum Macerası

  • September 19, 2022
  • |
  • Genel
  • |

Hayatın birçok cilveli durumunu sanırım ne Türkiye’de ne de İspanya’da yaşadım. Hepsi Almanya’da toplandı. TR ehliyetini EU pardon Alman ehliyetine çevirme, süresiz oturum alma, vergi beyannamesinde bulunma vs derken şimdi de “doğum”. 30 Ağustos 2022 olarak hesaplanan doğumumu 13 Ağustos 2022, 20:40’ta gerçekleştirdim (37 hafta artı 3 gün) . 40+ saat süren normal doğum sürecimi biraz detaylandırmak istedim. Özet geçmek gerekirse, suyumun erken gelmesiyle suni sancı yaratılarak tetiklenen bir doğum serüveni oldu…

En başta eve yakınlığından ve ulaşım rahatlığından dolayı Marienhospital‘i aklımızın bir köşesine koymuştuk fakat bu hastanede “bebek acil” bölümü yok, o yüzden riskli bir doğumda, bebeğe anında müdahale edilmesi gerektiğinde Olgaklinik‘e götürülüyor. Daha önce çevredeki hastanelerden Tübingen üniversite hastanesinde ufak bi operasyon geçirmiştim, olumlu bir tecrübe olmuştu, bu yüzden ikisi arasındaydım, henüz doğuma var diye de çok netleştirmemiştim. Bu eyalette önden kayıt yaptırmak gerekmiyor. Günü gelince hastaneyi arayıp yer var mı diye soruyorsunuz.

12 Ağustos 2022

12 Ağustos, Cuma sabah 05:00 civarı tuvalete kalktıktan sonra ekstradan bir akıntı fark ettim, ilk başta pek anlamadım. Daha sonra bu ıslaklığın standart olmadığını fark ettim, iç çamaşırı değiştirsem bile devam ediyordu. Sabah sekize doğru evdekilere haber verdim. Evdekiler Flo ve Nur. Evet, lise arkadaşım Nurcuğum da bir önceki gün bize gelmişti. Bir hafta gezip tozup yiyip içip eğlenecektik. 14 Ağustos Pazar gününe de Babyshower planlamıştım. Nasıl yalan oldu anlatıyorum :)
Sabah sekizde doktorumu aradim 10:00’a randevu verdi, gittiğimde gelen akıntının “su gelmesi” olarak adlandırılan durum olduğu onaylandı ve gitmek istediğim hastaneye gelişim bildirildi.

Nur ile kadın doktorumun kapısında

Bu hastaneyi de Marienhospital seçtik çünkü ulaşılabilirliği daha rahat. Aslında doğum için 3 haftalığına araba kiralamıştık fakat bu kadar erken geleceğini tahmin etmediğimizden 25 Ağustos’ta başlayacaktı…
İlk olarak eve döndük, klinik çantam tam tamına hazır değildi, biraz ona baktık Daha annemlerin de gelişini beklediğimden onların da getirecekleri olduğundan final durumda değildi. 12:00 gibi hastaneye geldik. Hastanede hemen CTG’ye (Türkiye’de NST diye geçiyor) aldılar, bir oda verdiler. Henüz sancı gelmiyordu, ebelerden birisi bir homeopati yöntemi olarak “Kuvars Tozu” verdi yarım saatte bir bıçak ucu kadar al dedi.

Kuvars Tozu

Suyum geldiği için eğer 18 saat içerisinde sancı gelmezse anbiyotiğe başlayacaklarını söylediler ve suni sancı yöntemi olarak da bir mide hapı vereceklerini belirttiler.
Herhangi bir sancım olmadığından hastaneden tüm arkadaşlarıma video kameralar mı açmadık, bahçedir koridordur toz mu atmadık, Cuma günü şen şakrak geçti. Akşam Almanların “Abendbrot” dediği ekmek üstü peynir olan yemeğim geldi.

Abendbrot

Misafir kabul etmediklerinden Nur içeri giremedi ama hastanenin bahçede kafeteryası vardı. Ben de akşam yemeğimi alarak yanına indim:

CTG yapılırken, o sırada vardiyası olan ebe “bebeği uyandır” dedi, ben anlamadım, nasıl yani derken bir baktım çalarsaat kuruyor. Sonra alarmı göbeğime doğru tuttu, zrrrr sesiyle kalp atışlarına bakarak şimdi uyandı dedi, ben şok! CTG ler sırasında bi ara bebeğin kalp atışları düştüğü için seni tüm gece doğum odasında gözlemleyeceğiz dediler. Sabaha kadar bir CTG bitti diğer CTG başladı, bu arada da 0.25 mg lik mide hapını da verdiler, regl ağrısı gibi başladı sancılar. Her ne kadar regl sancıları “çekilebilir” düzeyde olsa da sabaha kadar sancılardan uyuyamadım ve Cumartesi gününe bitik başladım. Bu arada antibiyotiği vs de verdiler.

Gece yarısı CTGsi

13 Ağustos 2022

Cumartesi sabahı, doktor geldi. Hala sancım gelmediğinden duruma göre beni sezaryene alabileceklerini söyledi; kafaca hazır mı olmamı istedi bilmiyorum. Saat 10-11:00 gibi mide hapı dozunu 0.5 mg’ye çektiler ve 4 saatte bir vereceğiz gelişme olmazsa dediler. Bu doz epey çarptı. Buscopan verdiler bana mısın demedi. 2-3 dk da bir gelen bir sancı ama tüm enerjimi sömürüyor, tam bitti diyecekken 2 dakkaya yenisi başlıyor. Telefonuma bakacak kadar bile takatim kalmadı. İşin kötüsü en az 1-2 saat böyle acı çektikten sonra bir CTG çekiliyor, CTG sırasında da gayet acı çekiyorsunuz tabi. Kontrol ediyorlar açılma 2 cm sadece. Öğleden sonraki kontrolde hala 2cm’di ama içerdeki yol doğuma uygun hale gelmiş diyerek ebe motive etti beni. Sonra lavman yapmayı önerdi, böylece sancıların daha iyi geleceğini söyledi. Hatta sonra da küvete sokacağı müjdesini verdi. Küvette acılarımın dineceğini hayal ederek sabrettim.
Küvet deneyimi epey güzeldi, suya aromaterapik bir şeyler konmuş, sıcak kocaman bir küvet. Tabii küvetin içinde de sancılar gelmeye devam etti yine de 30-40 dk oyalanmış olabilirim. Burdan sonra yine Abendbrot vakti, odaya yollandık. Tekrar CTG’ye gittiğimizde açıklık 7cm olmuştu, ebe beni 18:00’e doğru doğum odasına aldı.
Doğum yatağı her türlü şekle giren bir transformer gibiydi. Ebenin komutlarıyla şekilden şekile girerek ittirmeler başladı. Hatta bir ara tuvalete soktu, klozette ıkın dedi. Ben harap ve bitap durumda olduğumdan, kollarım ayrı bacaklarım ayrı titrediğinden hemen epidural istedim. Ebe önce “kahkaha gazı” deneyelim dedi. Ben de merak ettiğimden kabul ettim. Gaz, gelen sancılarla başa çıkma konusunda epey yardımcı oluyor, bebek kanalda biraz ilerledi hatta saçları gözüktü, bana da ayna ile gösteriyorlar. Ebe daha deneyimli bir ebeyi çağırdı, o ekstra oksitosin de taktırdı sanırım seruma. Yine farklı farklı pozisyonlar, bir süre sonra sancıyı hissetmemeye başladım. Flo’dan hep destek aldım, ellerimizi çapraz şekilde tutarak birbirimizi ittirerek epey yol kat ettik. Sonunda bir bebek sesi geldi, ama o sırada kafası ne kadar çıkmıştı bilmiyorum. Flo, sesi geldi dedi, sonrasında 5 dakika içinde doğdu, ben dört ayak üzerindeyken! Ama plasentam hemen gelmedi. Bebeği hemen üstüme koydular, biraz ağladı ben konuşunca sakinleşti ve emmeye başladı. Sonra 1 saat de plasentamın gelmesi için uğraştılar. Sonda mı yapılmadı, akapunktur mu yapılmadı göbeğime, ekstra sancı mı verilmedi serumdan… Nafile… En son yine tecrübeli ebe geldi, o eliyle bastırdı ben ıkındım bir şekilde çıktı plasenta. Böylece 40 saati geçkin bir doğurma serüveni olmuş oldu. Hem de ağrı kesicisiz epiduralsiz. Bitti mi, bitmedi, doğum sırasında pek aktif olmayan doktor, doğum sonrasında rötuş için geldi. Epey sohbet ettik, dedi ki:

“Dolunay var ondan gelmek istemiş, dolunayda birçok kadın doğurur”

14 Ağustos 2022

Ertesi gün sabah bir anons oldu, Katolik hastanesi olduğundan ayine davet vardı. Uzun bir doğum olduğu için ve benim kanımdaki enfeksiyon değerleri yüksek olduğu için bebeği ekstra kontrol etmek istediler. Gittim bebişimden kan aldılar, insanın bir içi acıyor izlerken. Öncesinde ağzına şekerli bir su veriyorlar ki çok ağlamasın. Meğer anne sütüne benziyormuş bu tat. Bu arada annemler paldır küldür yazlıktan İstanbul’a, oradan da Stuttgart’a geldiler.

15 Ağustos 2022

Sabah odama biri geldi kendini tanıttı fizyoterapistmiş, seansına katılabileceğimi söyledi. Bir gittim tek ben varım özel ders gibi…Yarım saat bana doğum sonrası rahatlama hareketleri gösterdi. Özel hastanede gibi hissettim. O sırada da bebeğin testleri yapıldı. Benden önce bitmiş işi, çığlık çığlığa ağlama sesleri. Bir çıktım ki benim bebek. Ebeler kundaklamışlar ama sakinleşmemiş, ağzını şapırdatıyor. “Bu bebek aç” Halbuki daha yeni emzirmiştim! Öğleden sonra fotoğraf çekimi için geldiler. Bir fotoğraf şirketi hastanelerle anlaşmış, isteyen ailelere yeni doğan çekimi yapıyor. Bir fotoğrafı da hediye ediyorlar.

Başak burcu olmayacağım diyerek Aslan doğan kızım

Ben de bari lohusaya benzeyeyim diye kırmızı bandımı taktım.

Nur ve annemle

16 Ağustos 2022

Salı günü çıkış günümüzdü sabahtan çocuk doktoru randevumuza giderek Almanya’da U2 olarak geçen muayeneyi olduk. Bu muayenede doktor çocuğun reflekslerini ölçüyor, sarılığına bakıyor. Yeni doğanlarda yürüme ve emekleme refleksi oluyor. Bebeği kaldırıp masanın üzerine ayaklarını basacak şekilde tutunca bebek adım atmaya başladı. Yine göbek üstü yatırınca da emeklemeye çalışıyor. Öğleden sonra toplandık, Flo geldi arabayla aldı.

Marienhospital bahçesi

Tam eve doğru yollandık ki bir fark ettim kolumda intraket (damar yolu açma iğnesi) unutmuşlar. Tabii ben de unutmuşum o ayrı, ama kimse mi kontrol etmez son bir kez! :) Neyse, eve gelince telefon ettim, sordum ne yapayım diye. Telefondaki kadın güldü resmen. Kendimiz çıkartabilirmişiz, Nurcuğum çıkardı evde.

Eve bi geldik, annemle Nur evi süper süslemişler! Yalan olan babyshowerımı bir nebze de olsa böyle hissetmiş oldum.

Bez pastasıyla büyükanne ve büyükbabalar
Hoş geldin İda!
Written by EGe