Solak Kadın

Solak Kadın

Ne yalan söyleyeyim kitabın yazarının Avusturyalı olduğunu fark etseydim bu kitabı okumaya çekinirdim. Nedense bildiğim dillerdeki kitapları orijinal dilinde okumalıymışım gibi bir baskı hissediyorum üzerimde. Belki yine de alırım  „Die linkshändige Frau“ ‘yu da okurum. Hem böylesi daha keyifli olur…

Bir anda birdenbire ( Almanca yazsaydım herhalde çok sevdiğim kelimelerden “plötzlich”i kullanırdım) karar alıp hayatının yönünün değiştiren bir kadından bahsediyoruz. Kendi kendine dimdik ayakta kalmaya çabalıyor. Tek başına, başkasının mevcudiyetine sığınmadan -tabii bir oğlu olduğunu ve Bonus olduğunu unutmuyorum.

Peter Handke, Sırp davasına olan ilgisi nedeniyle de tanınan bir yazarmış. Savaşın son senesinde kaleme aldığı Tuna, Sava, Morava ve Drina’ya Yolculuk – ya da Sırbistan’a Adalet – Bir Kış Yolculuğu” adlı eserde şeytanın avukatı rolünü benimsiyor. Kendisi özellikle de Bosnalı Sırpların tarafında ve Emir Kusturica’yı destekleyen bir duruşu var.

Solak Kadın’ın 1978’de filmi de çekilmiş. Aşağıda da kitaba adını veren şarkının sözleri var…

l17989

“Uçakta bir İngiliz romanı okudum. Romanın bir yerinde bir uşak vardı, kitabın kahramanı uşağın o saygı dolu emre amadeliğini, yüzyıllık feodal hizmet anlayışının olgun güzelliği olarak görüp hayranlıkla karşılıyordu.” s:14

“Bu ördek, benim sınıfta okunmasına izin verdiğim tek resimli dergi. Hatta kendim söylüyorum o kederli maceraların okumalarını. Her işi ters giden bu hayvan sayesinde çocuklar, hayatın televizyonda oynananı oynamaktan ibaret olduğu şu hali vakti yerinde ev-arsa sahipleri çevresinde ömür boyu görebileceklerinden daha çok varoluş türüyle karşılaşıyorlar” s:19

Yayımcı: ” Benimle olmaktan memnun değil misiniz? Bana öyle geliyor ki, çocukla böyle uzun uzadıya uğraşmanız, benimle ilgilenmek zorunda kalmamak çin. Niçin oynuyorsunuz bu ana-çocuk oyununu? Benden korkmanızı gerektirecek bir şey mi var?” s:38

“Saçınızın yalnız saç kokması hoşuma gidiyor. Koku değil, bir duyum oluveriyor.” s:38

THE LEFT HANDED WOMAN

başkalarıyla beraber çıktı kadın
bir metro dehlizinden
başkalarıyla bir şeyler yedi bir büfede
başkalarıyla oturup bekledi
bir çamaşır salonunda
ama bir kere yalnız gördüm onu önünde
dururken bir gazete bayiinin
başkalarıyla beraber iş hanından çıktı
başkalarıyla itiş kakış yanaştı
bir pazar yeri tezgahına
başkalarıyla birlikte oturdu
bir kum havuzunun karşısında
ama bir kere gördüm onu pencereden
tek başına satranç oynarken
başkalarıyla bir parkın çimenine uzandı
başkalarıyla güldü lunaparkın
aynalı çadırında
başkalarıyla bağrıştı zincirli salıncakta
sonra da onu yalnız bir daha
ancak düşlerimden geçerken gördüm
ama bugün kapısız evimde benim:
telefonun ahizesi bir de baktım ters konmuş
kurşunkalem bloknotun solunda
yanında çay fincanı, sapı sola dönük
yanında tersinden soyulmuş bir elma
sonuna kadar soyulmamış
perdeler sol taraftan açılmış
anahtar da ceketin sol cebinde
ele verdin kendini bak işte, solak kadın!
yoksa bana bir işaret miydi bunlar?

seni yabancı bir kıtada görmek isterdim
çünkü ancak orada yalnız görürüm seni başkalarının arasında

sen de beni görürsün binlerce başka insan arasında
o zaman birbirimize doğru yürürüz en sonunda

Tweet about this on TwitterShare on Facebook8Share on Google+1Email this to someone
Written by EGe

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir