Sevgili Arsız Ölüm

Sevgili Arsız Ölüm

Ne yalan söyleyeyim, kitabın adı bana biraz daha felsefik böyle entelektüel bir hikaye okuyacağım izlenimini vermişti. Ölümle konuşan, onu pabucunda sallayan biri mesela, ya da Adalet Ağaoğlu’nun “Ölmeye Yatmak” romanındaki ağır havayı solumamızı sağlayan Aysel gibi. Ne var ki yanılmışım! Kitap Anadolu’nun bir köyünde başlıyor ve köyden kente göç üzerinden kentte sonlanıyor. Köy vs. Kent diye iki bölüme bile ayırabiliriz. Bir kere kullanılan dil olsun, insanların batıl inançları ve bunun uğrunda yaptıkları olsun, köy ortamındaki farklı kişi karakterleri ve efsaneler olsun kırsal ortamın bilimselliğin dışında kulaktan kulağa yayılan inançlar olsun bir de bunun büyülü gerçekçilik ile harmanı olsun işte böyle bir kitap Latife Tekin’in kaleme aldığı… Kendisi de Anadolu’nun bağrından geliyor diyebileceğimiz Kayseri / Karacahevenk köyünde doğan yazar, daha sonra ailesiyle Istnabul’a göçüyor. Bu kitapta da kendi yaşam öyküsünden esinlendiğini hatta kendisini Dirmit ile bir tuttuğunu kitaba yaptığı yorumdan anlayabiliyoruz.

Benim için kitabın en ve en etkileyici yeri sayfa 210’du. Abisi ilk kez geneleve giden ailenin küçün kızı Dirmit, annesine kendisinin de böyle bir talebi olduğunu söylüyor:


Kendisinden iki yaş küçük kardeşinin kadına gitmesini, gitti de az daha ölecekti diye değil de, niye ben de erkeğe gitmiyorum diye kafasına taktı. Kafasına taktığını merakından tutup Atiye’ye açtı. Atiye, “Ne duruyorsun, kalk öyleyse!” deyip Dirmit’in saçına yapıştı. “Ondan geri kaldın, öyle ya!” diye diye saçını başını yoldu… …Dirmit o bağırıp çağırırken, “Sormak da mı yasak kız!” deyip durdu. O öyle deyince Atiye’nin ana yüreği bu haksızlığa razı gelmedi. Akşam olunca onu Halit abisinin yanına katacağına, “Bacın erkeğe gitmek istiyormuş, abi değil misin, götür!” diyeceğine yemin etti. Kızına onu erkeğe yollayacağına söz verdi. 


Bu ne kadar çarpıcı geldiyse, toplumda kadından ve erkekten beklenenleri de olanca çıplaklığıyla göz önüne seriyor Tekin. Yirmili yaşlarının sonuna doğru hala evlenmemiş olan kızları için aşırı bir endişe duyan anne Atiye, bir an önce evlenmesi için kızının kısmetiyle görüşeceği ortam yaratmaya çalışır durur. Daha sonra evlendiğinde de öyle çok da mutlu olmaz Dirmit’in ablası Nuğber…

Romanı, Marquez’in “Yüz yıllık Yalnızlık”‘ına ya da Vasconcelos’un “Şeker Portakalı”na benzetmişler. Bana his olarak Marquez’den aldığım hissi vermedi, ama bu yerliyi tanımam bilmemle de ilgili olabilir. Şeker Portakalı – Zeze  & Sevgili Arsız Ölüm – Dirmit benzetmesi ile örtüşebilir yine de bende okurken böyle bir izlenim bırakmadı. Sadece iki çocuk karakterin de hayali arkadaşlarının olması gibi ortak yönleri var.

Ayrıca romanın bir tiyatrosu da mevcut. Hatta Moda Sahnesi 2018 yılında da verecek. Dirmit odaklı bir oyun bizi bekliyor olacak:

Ekleme: 2 Mart 2018 tarihinde oyunu Bomontiada’da izleme şansı buldum. Gerçekten de oldukça başarılıydı. Tek başına ve dekorsuz sadece bu posterde gördüğünüz bitkiyle romanın hikayesini Dirmit perspektifinden verdi oyuncu Nezaket Erden. Zaman zaman kahkahalar attık; zaman zamansa bir hüzün kapladı içimizi. Toplumdaki alt kültürün köyden kente göç etmiş bir aile üzerinde nasıl görüldüğünü izleme şansınız oluyor ve olan bitene oldukça safça yaklaşan Dirmit’in tepkilerini hayretle izliyorsunuz. Oyunun güncel seanslarını buradan takip edebilirsiniz.

Written by EGe

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir