Sekiz yıl sonra Berlin

Sekiz yıl sonra Berlin

Sekiz sene evvel Erasmus öğrenci değişimimi Berlin’de yapmıştım 2010’da. Bu sene tekrar gitmek kısmet oldu. Uzun süre görmediğim başkente çok daha farklı gözlerle baktım elbette. Son iki senemi sürekli olarak Stuttgart’a gidip gelerek geçirdiğimi düşünürsek Güney Almanya’yı biraz içselleştirdim. Bunun üzerine tekrar daha kuzeye çıkmak farklı geldi.
 Berlin benim yaşadığım zamana oranla çok daha globalleşmiş geldi. Daha doğrusu ben biraz Berlin dışında Schlachtensee tarafında yaşadığım için öncesinde belki tam tamına bir kıyas olmayabilir ama çok daha fazla İngilizce duyduğuma eminim. Epey Britanyalı ve İspanyol turist gördüm/duydum. Amerika’dan da çokça grup halinde gelen ekipler vardı. Yeni global mağazalar daha da yayılmış, açılmış Primark gibi, Uniqlo gibi..Bazı sevdiğim restoranlar şubelerini açmışlar vs. Sanat galerileri, müzeler… Başlayalım

Ruhun Gıdası

Şimdi Berlin zaten müze adasıyla epey göz dolduran bir şehir. Ek olarak da birçok sanat galerisi mevcut. Bazı müzeleri tekrardan gezdim, bazı sergilere göz attım.

Tape Art Convetion 2018

Tam anlamıyla “koli bandı” sergisi diyebileceğim farklı bir oluşum bu. Tape Art Convention 2018 diye geçen sergide renkli koli bantlarıyla yapılan eserler Neurotitan Galerisinde sergileniyor.Adres: Rosenthaler Strasse 30

Neurotitan Galerie

Burası üstte bahsettiğim serginin olduğu galeri dolayısıyla adres aynı Rosenthaler Straße 39. Girişi epey enteresan koridor gibi bir yerden geçerken sağlı sollu bir sürü graffiti art görüyorsunuz. Aynı zamanda bir sinemanın da yanında yer alıyor.

East Side Gallery

Bu duvarı artık kaçıncı gezişim bilmiyorum ama yine de bir fotoğraf çekmeden edemedim.

Bergama Müzesi / Pergamon Museum ve İslami Sanatlar Müzesi

Bu müzeyi de epey bir ziyaret ettim. 2014 yılından beri ana kısmı tadilattaymış o yüzden bu sefer kısmi görebildim. Ishtar kapısı açık :)

İslami Sanat Müzesi’nde Konya’daki Beyhekim Camii’nin mihrabı sergileniyor.

Altes Museum

Mısır müzesi olarak da adlandırabileceğim bu müzenin en gözde parçası Nefertiti büstü. 2010 yılında bu kadar korumalı halde değildi diye hatırlıyorum. Kontrol ettiğime göre 2011 yılında müze yenilenmiş.

Aşağıda da Nefertiti’nin eşi Akhenaton

Bodemuseum

Bizans sanatı odaklı olan bu müzede Istanbul’daki müzelere paralel çok öge bulacaksınız ben en çok Bernini’nin heykelinden etkilendim. Satyr ve Panter:

Vücudun Gıdası

Gastronomi olarak epey tatmin olduğum bir haftadan bazı mekanlar.

dolores*

Bu burritocu Alexanderplatz‘a yakın bir yerdeydi. Daha net konuşmak gerekirse  Rosa-Luxemburg-Straße 7 ve o kadar kalabalık bir sokak değildi burası. Şimdi dolup taşmış. Dolores ise menüsünü genişletmiş. Burrito bowl diye bir şey eklemiş. Dürüm yerine bir nachos koyarak dürüm içeriğini bir kasede sunuyorlar. Yine enfes bir guacamole yapmışlardı. 8 sene önceki lezzeti yine tattım. Sonra bir fark ettim ki Wittenbergplatz‘a şube açmışlar oranın da adresi Bayreuther str. 36. 

Mustafas Gemüse Kebab

Burası Berlin’in efsane tavuk dönercisi. Biz erasmustayken 1.5 saatlik yol tepip bunu yemeye geliyorduk arada. Her zaman kuyruk var… Bu gidişimde iki kez yedim :) İlkinde bir saatten fazla bekledim, ikincisinde yarım saat. Adresi Mehringdamm 32 aynı zamanda U6 metro durağının da dibinde. Bu kez daha dikkatli baktım neleri farklı yapıyor diye… Dürüm de alsanız ekmek de alsanız yağlayarak ısıtıyor. Koyduğu salatanın içinde nane de var, aslında salataya taze nane koymak çok alışılageldik değildir Türkiye’de. Soğan olarak mor soğan koyuyor, sosları çok keskin değil, kızarmış sebzeleri de ekleyip üzerine peynir döküp bir de limon sıkıyor. Hiçbir tat baskın değil beraber harmoni oluşturuyorlar. Vedat Milor gitse de bir incelese :)

Lenôtre Paris

Bu pastane KaDeWe isimli alışveriş merkezinin gastronomi katı olan 6. katında yer alıyor.  Adresi Tauentzienstr. 21-24. Buranın her pastası ayrı bir güzel, biraz pahalı ama bence değiyor. Orada oturarak yemek isterseniz fiyatlar biraz daha pahalı, paket yaptırırsanız biraz daha hesaplı. Burda çarkıfelekli (passionfruit) Cheesecake’ten tutun da bilimum kırmızı meyveli tartlar, krokan kıtırlı pastalar, neler neler :) Ben “concerto” isimli pastasını epey seviyorum. Graffiti’yi de başarılı buldum.

Pratergarten

Burası Berlin’in en eski bira bahçelerinden. Adresi Kastanienallee 7-9. Logosuna bakılırsa 1837’den beri aktif. Epeyce geniş olan mekanın ışıklandırılmasını ilk geldiğim zamanda da çok tatlı bulmuştum. Basit ama tatlı. Ampüller tutturulmuş kablolar dekoratif bir şekilde bahçeyi aydınlatıyor. Bira çeşitleri ve klasik Alman yiyecekleri mevcut.

Villa Neukölln

Bu mekan adı üstünde Neukölln’de. Adresi Hermannstraße 233. Buraya ilk kez geldim yine epeydir görüşmediğim Mısırlı arkadaşım Amira ile burada buluştuk. Mekan oldukça geniş ve sanırım performans verilen bir yer. Biz epey muhabbete kaptırdık kendimizi insanlar maç izlerlerken. Epey ziyaretçisi var diyebilirim.

Father Carpenter Coffee Brewers

Bu mekan çok yüksek puan almıştı Foursquare’de o yüzden denemek istedim. Adresi Münzstraße 21, Bir avluda yer alıyor, farklı kahvaltı seçenekleri var. Bu aralar poşe yumurtalı ekşi maya ekmekli avokadolu kahvaltılar moda sanırım. Benim kahvaltı zevkime epey uyuyor burası yanına da bir flat white aldım buradan da mutlu ayrıldım.

Barcomi’s Deli

Adresi Sophienstraße 21 olan mekan Hakescher Höfe’ye takın aynı zamanda yukarıdaki kafeye de yakın. Biraz bulmak için uğraştık burayı, burası da avluda oturabileceğiniz bir yer. Burada bir tatlı yedim “Chocolate Espresso Cheesecake” ve hatta bitiremedim bile. Çok farklı bir yer olarak gelmedi bana sanırım sandviçleri epey seviliyor.

Cocolo Ramen

Bu gezimin yıldızı herhalde burasıdır. Bu mekanın iki şubesi bulunuyor birisi Kreuzberg’de adresi Paul-Linke-Ufer 39/40, diğeri ise Mitte’ye yakın adresi Gipsstr. 3. Ben Mitte’ye yakın olanına gittim, biraz sıra bekledik çünkü mekan çok küçük. Yanı başındaki restorana bağlı aslında o yüzden girişte bir şaşırabiliyorsunuz.

Japonya’da Michelin’in beğendiği Ramen dükkanlarından birine gitmiştim. Tek yapabileceğim kıyas bu olacaktır o yüzden ve o halde bile Berlin’deki bu restorana bayıldım. En ünlü ramenleri tonkatsu, bu domuz karnından et parçaları bulunan bir versiyonu. Ben bunu Japonya’da denemiştim o yüzden farklı bir şey denemek istedim ve Wantan Ramen söyledim.  Karides dumplingleri olan bir ramendi bu gayet de güzeldi. Sonra bir kaşık da Flo’nun tonkatsu rameninden aldım. B-A-Y-I-L-D-I-M. Resmen tonkatsu söylemediğime pişman oldum. Genel olarak hayatım boyunca domuz eti yemeğe alışık olmadığımdan biraz çekingen oluyorum yemek ısmarlayacağımda ama bu ramen kesinlikle ters köşe yaptı.

bagel, coffee & culture

Burası da Berlin’e yeni açılan tatlış dükkanlardan biriydi. Adresi Mehringdamm 66, Burada da çeşit çeşit bagel kombinasyonları var. Ben mozarella, pesto, domatesli seçenek olan Mediterran’ı aldım oldukça beğendim. Oteliniz yakındaysa burası kahvaltı yapmak için güzel bir yer.

Written by EGe

2 Comments

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir