Matmazel Noralya’nın Koltuğu

Matmazel Noralya’nın Koltuğu

Türk yazarlar kuşağıma aldığım “Peyami Safa”nın art arda iki ünlü eserini okudum. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu ile başladım, aşkın Osmanlıcası nasıl olurmuş iliklerime kadar hissettim sonra da Matmazel’e başladım.
Adı şaşırtmasın çünkü Matmazel devreye kitabın 2/3’üne kadar hiç girmiyor bile. Bir süre tıp okuduktan sonra felsefeye geçiş yapan orda da tutunamayan, zorlu finansal şartlar içinde hayata tutunmaya çalışan Ferit’in hikayesi bu.
Kitabı okudukça yazarın kültüründen ve o zamanda doğmuş yaşamış birisinin nasıl bu kadar modern düşüncelere sahip olabildiğinden epeyce etkilendim.
İlk olarak finansal olarak durumu iyi olmayan üniversiteye ara vermiş tıptan felsefeye geçiş yapmış bir gencin kaldığı pansiyondaki olaylara dahil oluyorsunuz. Bu pansiyonun tüm sakinleriyle tek tek haşır neşir oluyor Ferit. Anadolu’nun dört bir yanından gelmiş yolu bu pansiyonda kesişen bireyler bunlar… Buradan Ferit’in flörtü ve arkadaşları evrenine geçiyoruz. Çok da tutku beslemediği flörtüne olaylar sonucu bir anda tutulan Ferit, onu elde etmek için uğraşmaya başlıyor. Arada talih kuşu gülüyor ve kalan mirasla pansiyondan çıkıp adada bir eve yerleşiyor. “SPOILER ALARM” Adada parapsikolojik olaylar derinleşiyor ve evin eski sahibinin hayaletiyle iletişim kurmaya başlıyor Ferit. Telepati konusunun böyle eski dilde yazılmış bir kitapta yer alması bana oldukça ilgi çekici geldi. Yazarın üslubu epey hoşuma gitti. Dokuzuncu hariciye koğuşu da çok hoşuma gitmişti bu iyice taçlandırdı. Türk Edebiyatı’nda es geçilmemesi gereken bir isim!

Etkilendiklerim

Hamid’in “ahir-i ömrümüzde ismimizin sonuna bir it taktılar!” sözünü tekrarlarken kopardığı kahkahaların peşinden… s:19

Senin ipek çorabının içinde bi ruh varsa bunu benim avucum anlar… Sen boyadığın ve süslediğin vücudunla bende hangi duyguya hitap ediyorsan ondan cevap alıyorsun. s:76

Göğsünüzde zıp zıp sıçrattığınız yuvarlaklar Bach’ın Ave Maria’sını mı söylüyor, Süleyman Dede’nin mevlidini mi? s:77

-Ne olmuş sizlere bugün? Zemzemle duş mu yaptınız? Aranızda sözleşip bana Meryem-Ana rolü oynamaya mı karar verdiniz? s:78

Ben üniversitede hakikat filan aramıyorum. Koca arıyorum ayol, koca! s:79

Bilmediği bir apartmanın kararlık merdiveninde, taşların üstünde dört ayak üstü düşüp sana modern bir kzı olduğunu mu ispat edecekti? s:79

Bu sokak insanı bedeninden çıkan bilimum ifrazat ve maiyatın boşaldığı bir çanak haline gelmişti: İdrar, kan, meni, kusmuk, sümük, tükürük.. s:102

Olmayan bir hadisede, gururum benden bir amortisman hesabı açmamı nasıl isteyebilir? s:129

Tıpta doktor, felsefede hasta olursun s:149

Ferit’in gözünde bir erkeğin donuna etmesi gözyaşı dökmesinden daha az çirkindi. Ruhun işemesinden başla bir şey olmayan ağlamak belki hiçbir halde güzel değil, fakat şimdi bu adama yakışıyordu. s:156

Avrupa’yı aşmak için, evvela tam manasıyla Avrupalı olmalıyız; onun buhranlarını içinden yaşamalıyız ve onu, onunla birlikte aşmalıyız. s:286

Adaletin ölçüsü ehliyet ve liyakattır. O zaman cahil bir Kayserili pastırmacının milyoner olduğunu ve bir fikir adamının süründüğünü göremezsiniz. s:288

Hele iyi ol, kalk da senin ruhunla biraz meşgul olayım. s:295

Kendisinin bu hor görücü tonunda, mazeretini yüksek bir kıymetler sisteminde arasa bile bulacağı şüpheli ve nahoş bir kibir Sezen Ferit, ben’inin dizginlerini çekti s:295

Written by EGe

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir