Istanbul Yahudi Cemaati

Istanbul Yahudi Cemaati

Minna Rozen’in kaleme aldığı Serpil Çağlayan’ın çevirdiği İstanbul Yahudi Cemaatinin Tarihi Oluşum Yılları ((1453 – 1566)) ,  dikkate aldığı zaman aralığından ötürü İstanbul’un fethinden Reconquista’ya uzanan ve Osmanlıya gelen göçleri ele alan bir araştırma eseri. Çok güzel ve çok kapsamlıca işlenmiş bir kaynak. Kitabın büyük bir kısmını belgeler ve notlar içeriyor. Belgelerin içinde hukuki davalar var ve otoritelerin cevapları yer alıyor.
Osmanlı kültürüne 15.yy’da İber Yahudileri ile iyice giriş yapan yeni bir cemaatin tüm varlığını, halihazırda Osmanlı’da olanlarla kıyasını, gelenek göreneklerini giyim kuşamlarına kadar detaylandıran bir araştırma.
Rumca konuşan Romaniot Yahudileri ft. Ladino konuşan İber Yahudileri ft. Doğu Avrupa’dan gelmiş Aşkenazi Yaudileri?
338035

Kadınların toplumdaki rolü?

Çok iyi bilindiği gibi Tanrı kadını erkeğe yararlı olması, böylelikle erkeğin Tevrat’ı öğrenebilmesi için yarattı, zira erkek yemek yapar ve ev işleriyle ilgilenirse, Tavrat’ı incelemeye vakti kalmaz ve O ‘Adem’in yalnız kalması iyi değil’ demekle bunu kastetmiştir. ( Yaratılış 2:18) Ve yine bilindiği gibi kadın evin bekçisidir, kocası için yemek yapar ve evin tüm gündelik işleri onun omuzlarındadır. s:110

Öyleyse kadın erkeğin iki hedefe ulaşması için bir araçtır: O, erkeğin fiziki ihtiyaçlarını gidermek suretiyle onun huzurlu bir ruh hali içinde Tanrı’ya karşı görevini yapmasını sağlar ve ona oğullar doğurur. Evliliğin amacı üremektir. s:110

Altı ila on yaşları arasında, kız erkeği istemediğinde onu reddettiğini bildirmek zorundaydı, ama boşanma işlemi gerekmiyordu.  On yaşından itibaren kızın istenmeyen bir evlilikten kurtulması için boşanma gereği vardı.  s:114

Bur örnekler gösteriyor ki, evilik anlaşması, bir insanın kaderini etkileyen çok önemli bir eylemden ziyade, bir eşyanın en yüksek fiyatı verene gittiği keyfi bir satış gibiydi. s:121

Dul kadınların hali?

Bu kadınların bir çoğu gençti; evlenemeyecek olmaları, mali durumlarının kötülüğü ile birleşince , cinsel erişime açık bu kadınları geniş ailenin ve o ölçüde cemaatin dengeleri için birer tehdit haline dönüştürüyordu. s:176

“…zira kadınların aklı bir karış havadadır, önce evden dışarıya, sonra sokaklara düşerler ve mutaassıplık gedik açabilir…” s:176

Nitekim, annenin rolü hukukta, aile soyuna hizmet eden bir araç şeklinde algılanıyordu. Kadın kocasıyla yaşadığı sürece, onun soyunun devamına yönelik yükümlülükleri olağan kabul edilirdi. Ancak erkeğin ölümü ya da boşanma durumunda, kadının hizmetlerine artık kesin gözüyle bakılamazdı; bundan sonra bu hizmetlerin artık bir fiyatı olurdu. İster anne ister sütanne olsun, emziren bir kadın bu amaç için bedenini kiraya veriyor gibi düşünülürdü. Ancak bir evlilik sona erdikten sonra, yetim çocuğun emzirilmesi, annenin değil, babanın ve onun ailesinin yararına bir şey gibi algılanırdı. s:181

İlginç Terimler

Menaker: Musevilikte, yenilebilir (kaşer) hayvanların arka butlarının içindeki siyatik sinirin tek parça halinde çıkarılmış olması şarttır. Bu işin eğitimini alan ve bunu yapan kişiye menaker denir. s:227

Marrano: İspanya ve Portekiz’deki “Yeni Hristiyanlar” için kullanılan aşağılayıcı bir tabir. Bu isim İspanyolcadaki domuz sözcüğünden gelir ve Musevilik ve İslam’daki domuz eti yeme yasağını ima eder. s:487

Tweet about this on TwitterShare on Facebook12Share on Google+0Email this to someone
Written by EGe

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir