Marco Polo vs. Kubilay Han

Marco Polo vs. Kubilay Han

Çokça okumak istediğim bir isimdi Italo Calvino, 2014 senesine kısmet oldu. Kent kent maceraları Marco Polo’nun… Le città invisibili …ve Kubilay Han’a raporlaması. Kubilay Hanlığı’nın 55 şehri; gitmese de görmesede orada olan 55 şehri merak eder hükmeden kişi. Ve kendi şehrinden sürülmüş Marco Polo’ya anlattırır satranç oyunları esnasında. İçinde yer yer hep Venedik vardır bu şehirlerin, nedeni ise çok açık. İnsan hep kendinden bir şeyler bulmak ister yabancıladığı yerlerde bile, dahil olmak, ait olabilmek için… Peki bu şehirler  -Gerçek mi, düş mü? Hayal edilebilen her şey aynı zamanda düşlenebilir…

“Kentler vardır, yıllarla ve değişerek arzuları biçimlemeyi sürdürürler;  kentler vardır, ya arzularca silinir ya da arzuları siler, yok ederler.”

“Yalan sozlerde değil, şeylerdedir.” Peki ya dil? Dile daha da güvensizdir. “Aldatmayan dil yoktur.”  s:43

“Bütün bu yolculuklar geçmişini yeniden yaşamak için mi?” diye sordu bu noktada Han. Şöyle de sorabilirdi aslında: “Bütün bu yolculuklar geleceğini yeniden bulmak için mi?” Şöyle cevap verdi Marco: “Başka yer, negatif bir aynadır. Yolcu sahip olduğu tenhayı tanır, sahip olmadığı ve olmayacağı kalabalığı keşfederek.”  s:76

“Bilirsin Eufemia’dan, her gündönümü ve ekinoksta anıların takas edildiği bu kentten dönerken seni bekleyen uzun yolculukta, devenin ya da geminin sallanışına karşı koyup uyumamak için insan kendi anılarını bir bir düşünmeye koyulduğunda, senin kurdun bir başka kurt, kız kardeşin değişik bir kız kardeş, savaşın başka savaşlar olacaktır.” s:82

zemrude-watercolor-medium

“Evet, imparatorluk hasta ve işin kötüsü, yaralarına alış-maya çalışıyor. Benim yolculuklarımın amacı şu: zarzor da olsa hâlâ seçilebilecek mutluluk izlerini tarayarak, mutluluğun kıtlığını saptı- yorum. Etrafında ne kadar karanlık var bunu bilmek istiyorsan, göz-lerini kısıp uzak, zayıf ışıklara bakmalısın.”  s:103

“Yaşamda bir an geliyor, tanıdığın insanlar arasında ölüler canlılardan çok oluyor. Ve beyin başka yüz hatlarını, başka ifadeleri kabul etmeye yanaşmıyor: Rastladığı bütün yeni yüzlere eski izlerin damgasını vurup, her birine en uygun maskeyi buluyor.” s: 139

“Ama Troya’dan söz ederken ona İstanbul’un biçimini vermek geliyor içinden; kurnazlıkta Odysseus’tan hiç de geri kalmayan Mehmet, gece vakti gemilerini Pera ve Galata’dan dolaştırıp akıntıda yüzdürerek Boğaz’dan Haliç’e indirinceye kadar, kenti aylar boyu sürecek bir kuşatmayla nasıl sıkıştıracaktı, bunu düşünmek geliyor içinden. Ve bu iki kentin karışımından bir üçüncüsü, Golden Gate ve körfez üzerine upuzun ince köprüler uzatan, hepsi yokuş bütün yollarında dişli tramvayların tırmandığı, sarı ırkın, siyah ve Kızılderililerin, Yüce Han’ın imparatorluğundan çok daha büyük bir imparatorlukta hayatta kalan beyazlarla birleşmelerini sağlayacak üç yüz yıllık uzun bir kuşatmanın ardından, bundan bin yıl sonra Pasifik’in başkenti olarak doğacak ve adı belki de San Francisco olacak bir kent çıkıyordu ortaya.” s:179

Tweet about this on TwitterShare on Facebook1Share on Google+0Email this to someone
Written by EGe

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir