Ellerin Zamanlarla Dolu

Ellerin Zamanlarla Dolu

Hayatına son veren şairler/yazarlar dizime Paul Celan ile devam ediyorum. Hem de ölüm yıl dönümünde anmış oluyorum çünkü cesedi kendisini bıraktığı Seine nehri sularından 1 Mayıs 1970’de bulunmuş. Asıl ismi  Paul Antschel olan yazar Avusturyalı olarak geçiyor fakat doğduğu yer olan Çernivtsi sırasıyla Avusturya-Macaristan, Romanya, SSBC ve günümüzde Ukrayna sınırları içinde yer alıyor. 1920 yılı olan doğum yılında ise Romanya’ya dahil gözüküyor. Antschel soyadının Rumen versiyonu Ancel, anagramından ise “Celan” doğuyor.

Yazar Yahudi olmasından ötürü Alman esir kamplarında bir hayli vakit geçirmiştir ayrıca; konuyla ilgili ise “der Tod ist ein meister aus Deutschland” / “Ölüm bir Alman ustalığıdır” der. Ve inatla da celladının dilinde yazar, Fransızca da bilmesine karşın… Konuyla ilgili yazdığı “Todefüge” yi kendi sesinden dinleyebilirsiniz.

Ingeborg & Paul

Ingeborg & Paul

Hayatın tezatlıklarla dolu olması Celan’ın hayat öyküsünde de karşımıza çıkıyor. Uzun yıllar mektuplaştığı ve aşk yaşadığı Ingeborg Bachmann’ın babası Nazi partisi üyesi bir Avusturyalı. İlişkileri Celan’ın varlıklı bir ailenin kızıyla görüşmeye başlaması ile sarsılır. Arkadaş kalalım diyen Celan’ın “Lütfen, Paris’e benim için gelme!”sine karşılık, Bachmann şöyle yazmıştır: “Bütün paramı bir tek karta yatırdım ve kaybettim. Bundan sonra başıma gelecekler beni pek ilgilendirmiyor.” 1952’de Celan evlenir. Bachmann ise evlenmez ama bestekar olan Hans Werner Henze ile yaşamaya başlar (bu daha çok yakın arkadaşlık çünkü bestekar bir eşcinsel), daha sonrasında ise Max Frisch ile yaşayacaktır. Birbirlerinin partnerlerini tanırlar hatta zor durumlarda mektuplaşırlar, böyle bir ilişkidir bu.


“Ellerin Zamanlarla Dolu”
kitabına gelecek olursak, Ahmet Cemal tarafından derlenen ve Almanca aslından çevrilen kitap aslında yazarın 8 şiir kitabından kronolojik bir şekilde seçmelerden oluşuyor. Yazarın zaman içinde değişen üslubunu daha iyi gösterebilmek için kitapların yayımlanış sırasına göre bir derleme yapılmış.

Gelincik ve Hatıralar (Aralık 1952 – Ocak 1953) / Senden Bana Uzanan Yıllar

Yine dalgalanıyor saçların, ben ağlarken. Gözlerinin mavisini
örtüyorsun aşkın sofrasına: yazla sonbahar arasında
bir yatak.
Ne benim, ne senin, ne de bir üçüncünün hazırladığı içkidir
tattığımız;
son ve boş bir şeyleri yudumlamaktayız.

Kendimizi derin suların aynalarında seyrederken, daha
çabuk uzatıyoruz birbirimize yemekleri:
Gece, ta kendisi gecenin, sabahla başlıyor,
bırakıyor beni senin döşeğine.

Gelincik ve Hatıralar (Aralık 1952 – Ocak 1953) / İkili Kişilik

Bırak, hücrede bir mum olsun gözlerin,
bakışın da bir fitil,
bırak, kör olayım,
onu yakacak 
kadar.

Hayır.
Bırak, başka türlü olsun.

Çık evinin önüne,
eyerle
 benekli rüyanı,
bırak, konuşsun 
nalları,
ruhumun zirvelerinden
üfleyip temizlediğin karlarla.

Dilin Parmaklıkları 1959 / Aşağıda

Ağır gözlerimizin
konukluk ederken konuştukları,
unutulmuşluğa geri döndürülmüş.

Hece hece geri döndürülüp,
gündüz 
körü zarlara dağıtılmış,
zar atan el o
nlara uzanmakta, kocaman,uyanırken.

Ve ne fazlalık varsa söylerdiklerimde:
senin suskunluğunun giysilerini taşıyan
küçük bir kristalin etrafına dizilmiş.

Kimsenin Gülü  1963 / İçerinde Toprak Vardı, ve Kazdılar

Kazdılar, hep kazdılar, böyle geçti
günleri, geceleri. Ve övgüler düzmediler Tanrı’ya,
o ki, duyduklarına göre, istemişti bütün bunları,
o ki, duyduklarına göre, biliyordu bütün bunları.

Kazdılar ve artık hiçbir şey duymadılar;
bilgeleşmediler, ne bir şarkı bestelediler,
ne de
 bir dil yarattılar.
Hep kazdılar.

Sessizlik geldi, sonra bir de fırtına,
bütün denizler geldiler.
Ben kazıyorum, sen kazıyorsun, kurtçuk da,
ve orada şarkı söyleyen, diyor ki: Onlar kazıyorlar.

Ey biri, ey kimse, ey hiçbiri, ey sen:
Nereyeydi, hiçbir yere gitmediğine göre, o yol?
Sen kazıyorsun ve ben kazıyorum ve ben kazarak sana
uzanıyorum,
ve parmakta bir yüzük uyanıyor bizim için.

Sonyaz Güneşleri 1968 / Sen Ölümümdün

SEN ölümümdün:
seni tutabildim,
her şey dökülürken elimden.

Işık Zorunluluğu 1970 / Bir Defasında

BİR DEFASINDA, ölüm çok kalabalıklaştığında,
sen, benim içimde saklanmıştın.

Tweet about this on TwitterShare on Facebook10Share on Google+0Email this to someone
Written by EGe

2 Comments

  1. Pingback: Malina | egecita

  2. Pingback: Malina | egecita

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir