Dünyanın diger ucu

Dünyanın diger ucu

Ben hiç Uzak Doğu’ya hiç özel bir ilgi duymadım. Düşünüyorum da daha çok Latin ülkelere, Avrupa’ya hatta Orta Doğu’ya merak saldım ama Uzak Doğu ile ilgim kısıtlı kaldı. En büyük heyecanım en fazla Candy Candy ve Sailormoon’un Japon animeleri olduğunu öğrendiğim zamandır. Tamam, itiraf ediyorum ki ilkokulda candy şarkısına Japoncamsı sözler yazıp söylerdim de: Dobakasü nanite kimişi naiba, ayna peta ida ida delatte kosi ninni i , gibi.  Bir de Candy’den Japonca “SON” yazmasını öğrenmiştim, ekranın sağ alt köşesinde çıkardı. Daha sonra evet, kırtasiyelere merak saldığımda da Morning Glory’e hayran kalmışım. İngilizcesi biraz yamuk ama rengarenk, hayallerimi süsleyen kağıtlar, defterler, mektupluklar üretiyorlardı. Kore markasıydı Morning Glory, benim Koreli mektup arkadaşlarım vardı bana cicili bicili mektuplar atan.

Ama dil öğrenmeye geldiğinde heveslenmedim açıkçası. Çokça zaman sonra, Nur’un katkılarıyla ve hayatıma Kore bir daha girdi. Nur, Kore dizilerinden başlangıç seviyesi Korece’yi sökmüş, Gangnam Style’ı bana Türkiye’de popüler olmadan göstermiş, üstüne bir de tercüme bile etmiş biri. Ya da Lütfi Kırdar’da Contemporary Art sergisinde Güney Kore’den gelen sanat galerisi içindeki görevliye Korece merhaba diyen. Tabii ki gitti sonunda Güney Kore’ye; benim de bana ordan getirdiği kozmetik ürünleri dikkatimi çekti. Kozmetiğe meraklı biri olarak Uzak Doğu pazarı hakkında sadece Çin’in taklit ürünler üretip ucuz ucuz toptan/perakende satış yaptığını biliyordum. Bir kere de $100 verip bir sürü şey sipariş etmiştim ama kendi markalarını yaratmayıp başka markalar üzerinden geçinmeye çalışmalarından hoşlanmadım hiç. Nur’un ise bana getirdiği ürünler çok eğlenceli bir şekilde paketlenmiş. Uğur böceğimsi kabı olan bir el kremi! Sonra interneti bir araştırıyorum ki; ooo, Kore kozmetikleri tam benim ruhuma göre yahu! Renk renk, cicili bicili, sürmesen de odana dekorasyon yap.  İnsana yaşam enerjisi verecek türden.  Hatta sağ gösterip sol vuran bazen, bkz:
Türkiye’de olsa alıcısı ne kadar çıkar bilmiyorum, en azından üstteki ürünlerin, ama düşünsenize adamların ülkesinin ruhu böyle ki bunu çıkarmış. Farklılıktan korkmayan, renkliliği seven…Aslında biz de, eski Sovyet ülkeleriyle kıyaslayınca, hatta onu da geçtim bir çok Avrupa ülkesine göre çok çok daha renkliyiz. Litvanya’dan gelip Zara’daki renkleri görünce şaşkınlığa uğraşmıştı Egle. Ama bize bile renk konusunda taş çıkartır G.Kore. Gözüme girdin G.Kore :) Hadi hayırlısı!
Beğendiklerim:
Tweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0Email this to someone
Written by EGe

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir