çok milletlilik

çok milletlilik

Son zamanlarım sanırım Barselona’da. Ne yazık ki mi desem, bilemiyorum. Karışık duygularım. Bana çok ağır gelen bir Master programı içinde boğulurken aynı zamanda da çok farklı kişilerle tanıştım dünyanın dört bir yanından. Bazen projeyi bir kenara bırakıp saatlerce sohbet ettiğimiz oldu yaşamlarımız, alışkanlıklarımız ve kültürümüz üzerine.
Genel muhabbetlerin birinde konu piercingli olma, dövme yaptırma, kız/erkek ilişkilerine geldi. Ortamda olan melez Afrikalı arkadaşım “ben her şeyi yapabilirim” edasıyla, “bende her şey var, dövmem de var piercingim de , erkek arkadaşımla da beraber yaşayabilirim” dedi.  Bunu derkenki ve bu muhabbete sürerkenki tepkilerini iyi gözlemledim. Sanki ben Afrikalı olabilirim ama sizin yapamadığınız şeyleri yapmaya kültürüm gayet müsait der gibiydi. Özellikle de beni daha doğrusu benim geldiğim kültürü hedef alarak. Ya da bana mı öyle geldi bilmiyorum, biraz savunma mekanizmam açık dolaşıyorum yurt dışında ama öyle hissettim. Üzüldüm açıkçası, bunu üstünlük taslayarak söylemesine, bunu herhangi bir komplekse bağlamak istemiyorum değildir muhtemelen. Daha sonra “Advanced Growth” dersinde de Afrika’da okula giden kız sayısını artırma ve AIDS’i düşürme üzerine yapılan bir deneyden bahsettik. Hoca, Kenya’da okullarda farklı uygulamalar yapıldığından bahsetti. Kenya’da kızların “hediye karşılığında” yaşça büyük erkeklerle birlikte olmasının doğal olduğunu bundan dolayı da okullarda cinsellik derslerinde yaşlı erkeklerden daha çok AIDS bulaştığını gösteren bir grafik sayesinde bunun aza indirgenmeye çalışıldığını anlattı. Afrika kültürünü tam olarak bilmiyorum ama Orta Doğu kültüründen çok farklı olduğu apaçık.
Onun dışında çok yoğun bir bitirme projesi dönemi atlattım. Aslında 4 kişi 25-30 sayfa yazı yazacağız, tam olarak bir tez değil, 6 ECTS sadece. Gel gör ki, iş bu kadar kolay değilmiş, Yonca! 4 kız, 4 farklı ülke, 4 farklı kafa: süreç başlasın! Gergin geçen 2-3 hafta, birbirine laf sokmalardan, triplerden, birbirinin taklidini yapmalara kadar varan bir sinir krizi eşiği.  Birinin dediğine diğeri karşı çıkar, ortaya adam gibi bir proje çıkarana kadar gerçekten çok vakit harcadık. Bu Master programında kütüphane ile bütünleşmek kavramının içine girdim. Onu bıraktım, bu grupta sorumsuz bir tavır sergilemedim fakat sürekli bir imalar. Hatta sunumu bitirdikten sonra bile yine grup içinde Master programını tartıştığımızda, ben  ekonomi okumadığımdan ve  kullanılan programlar olsun, matematik yöntemleri olsun daha önce hiç görmediğimden çok başarılı olmadığımı söylediğimde, gruptan biri ” bunlar bahane değil ” diyerek tavır göstermesi. Gerçekten anlayabilmiş değilim artık bir an önce bitsin istiyorum bu çile!
Tweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0Email this to someone
Written by EGe

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir