Barcelona Barcelona…

Barcelona Barcelona…

Herkesin aklına Woody Allen filminden sonra Vicky, Christina Barcelona diye geliyor bu şehir. Benim de ilk gidişim tam bu filmin üstüne oldu. 2009 Nisan… Tam 4 kere gittim, son gittiğimde de bir sene kaldım zaten. Çok ünlü bir şehir olduğundan bolca Barselona’da nereler gezilir, ne yenir, ne içilir bir sürü yazı bulabilirsiniz, ama benim gibi hem 2 kez turistik, 1 kez yaz okulu hem de 1 kez de master hayatı yaşayan birisinin gözlemleri daha farklı olacaktır.
Yazımda, harita üzerinden gideceğim hep. Sokaklar arasında bağlantılar kuracağım ve size ufak önerilerde bulunacağım. İlk olarak merkezimizi “Plaza Catalunya” alarak yazarsak; Plaza Catalunya, İstanbul’un Taksim Meydanı, hemen yanında başlayan Las Ramblas ise İstiklal Caddesi diyebilirim. Yani şehrin kalbi burda atıyor bir nevi. Burda ilk gözünüze çarpacak olan koskoca bir meydan, içinde fıskiyeler, heykeller, bisikletle gezenler olacaktır. Muazzam bir kalabalık elbette bir de… Bir El Corte Inglés mağazası göreceksiniz ki, burası mağaza sistemi olmadan tıpkı Boyner gibi reyon reyon olan bir alışveriş merkezidir. Turistler için her zaman %10 indirim vardır, alışveriş tutarınız ne olursa olsun! Bu indirimi almak için giriş katında bir stand bulacaksınız. Pasaport ya da TC Kimlik ile gittiğinizde, kaydını alıp indirim kartınızı veriyorlar. Bu kartlar günlük oluyor ama her gün yeni bir tane çıkartabilirsiniz. Bunun üstüne bir de 90.15 euro ve üzeri, tek seferde alışveriş yaptığınızda KDV’nizi geri alabilirsiniz. O yüzden turistik alışverişlerinizi bile buradan yapmanızı öneririm. En aşağı katında kocaman bir süpermarket vardır ve oldukça çeşit ürün satar. Şarküteri kısmında özel olarak peynir kestirebileceğiniz bir alan vardır. Burdan mutlaka farklı peynirlerden kestirip tadın. İspanya’nın ünlü keçi sütünden yapılmış peyniri Manchego bir seçenek olabilir. Ben bir de mangolu, böğürtlenli peynirlere bayılmıştım.
Plaça Catalunya
El Corte Inglés’in bulunduğu cadde Portal de l’Angel’e çıkar, bu cadde de birçok markanın büyük mağazasının olduğu bir yerdir. Özellikle H&M’in saraya benzeyen yerini görmeden gelmeyin derim. En ünlü markaların İspanyol markası olduğunu unutmayın. Intidex grubu Zara, Bershka, Massimo Dutti, Stradivarius mağazaları her yerde ve Avrupa’ya göre daha ucuz. Onun dışında Mango ve Türkiye’de kısıtlı yerde bulabileceğiniz Barcelona markası  Desigual ve Custo. Bu iki mağaza da görselliğe hitap eden inanılmaz dekorasyonlara sahipler. Özellikle Desigual patchwork işleriyle meşhur. Fiyatları ise epey tuzlu ama indirimi yakalayabilirsiniz. Kış indirimi 6 Ocak’ta, yaz indirimi ise 1 Temmuz‘da başlıyor. İkisi de %50 civarında. Bu caddeyi  de geçtiğinizde şehrin ana katedraline çıkarsınız. Gotico mahallesi başlar…
Custo’dan bir elbise
Portal de l’Angel
El Corte Inglés’in bulunduğu caddenin diğer tarafı ise Paseo de Gracia denen, benim Bağdat Caddesi’ne benzettiğim bir caddeye çıkar. Oldukça uzundur. Bir sapağından Üniversite meydanına çıkarsınız ve Barselona Üniversitesi’nin tarihi binasına ulaşırsınız. 1450 yılında kurulmuş olan bu üniversite hala sapasağlam ayaktadır.
Barselona Üniversitesi Önü
 Gaudi’nin ünlü iki evi de Paseo de Gracia üzerindedir. Casa Mila ( La Pedrera) ve Casa Batlló. Bu evleri zamanının ünlü aileleri için Gaudi tasarlamıştır. Casa Mila’ya giriş daha hesaplıdır. Eğer müzelere giriş bütçeniz sınırlıysa Casa Mila’yı tercih edin derim, Casa Mila girişi genel 16 euro öğrenci 14 euro. Casa Batlló’da genel giriş 20 euro öğrenci 16 euro civarıydı en son. Bu evlerin en büyük özellikleri ise terasları. Casa Mila’da peri bacalarını andıran heykeller, Casa Batlló da ise ejderha temalı şekiller bulursunuz. Bu iki ev birbirlerine yürüyüş mesafesi 5 dakikadır.
Casa Batlló
Casa Mila
Yine merkeze dönelim, el corte inglés’in karşı tarafındaki caddenin ise bir ucu Las Ramblas’a çıkar. Hemen bir metro istasyonu ve köşede buluşma mekanı Zurich Cafe’yi göreceksiniz. Triangle adındaki alışveriş merkezinin giriş katındadır Zurich Cafe, burası yine Üniversite meydanına bağlanır.  Las Ramblas’a. gelelim şimdi de. Burası daimi turist kalabalığı olan, çiçekçiler, dondurmacılar, cafelerle kaplı, sahile kadar inen bir caddedir.  Gizemli bir caddedir Ramblas, bir sürü ara sokağı vardır. Denize doğru yürürken sağınızda Boqueria adında bir semt pazarı göreceksiniz. Burası mutlaka gezmeniz gereken bir yer. Çeşit çeşit meyve sularının ve meyvelerin cezbinden kurtulmak ne mümkün! Her çeşit meyve, sebze, balık ve şarküteri ürününü bulabileceğiniz kapalı bir pazar alanı burası.
Boqueria
Burdan çıkıp denize doğru devam ettiğinizde sağınızda Raval mahallesi bulunur. Raval, belki de Barcelona’nın Ghetto’su. Daha çok göçmenlerin yaşadığı bir bölge. Gezinirken bir sürü Urdu ve Arapça tabelalar, dükkanlar görebilirsiniz. MACBA müzesi burada bulunmaktadır.
MACBA
Ayrıca ünlü bir kedi heykeli vardır. Türk yemeklerine hasret kalırsanız 3-4 Türk restoranı bir arada burda bulunur. Ramblas, bir sürü göçmenin bir şeyler satmaya çalıştığı bir caddedir ayrıca. Akşam süpermarketler kapandıktan sonra ortaya çıkan birçok Pakistanlı, ellerinde bira ve kola kutularıyla size cadde üstünde içki satışı yapmaya çalışır. Cerveza, Beer adeta Barselona’nın sloganıdır.
Raval Kedisi
Ramblas’ın ara sokaklarında bilumum cafe/restoran ve bar bulabilirsiniz. Denize doğru inerken solunuzda kalacak olan bir meydana açılır bir sokak, Plaça Reial. Burası da görmeniz gereken hoş bir mimariye sahip olan ufak bir meydan. Ortasında havuzu var. İsterseniz makul bir fiyata flamenko gösterisi izleyebileceğiniz Los Tarantos adlı bir mekan bulunuyor. Burayı da geçince yine sol tarafınızda Bal mumu Müzesi vardır, burayı gezmedim ama barı çok güzel. Burada sangria için. Barın içinde yapay bir şelale var.
Sangrialar
 Las Ramblas’ın sonunda ise Colomb heykeli vardır denizi gösteren. Sahile indik. Sahile inince asma bir köprü görürsünüz. Bu köprüden geçince sizi, limanın yanı başındaki Maremagnum alışveriş merkezine çıkarır. Aynı zamanda bu alanda Akvaryum bulunmaktadır. Girişi epey tuzlu olan bu akvaryumda ise (19 euro), her tür deniz canlısını görmeniz mümkün olacaktır.
Colomb Heykeli
Sahil boyu ilerlerseniz çok güzel bir binaya denk gelirsiniz. Burası postanedir. Yanında da ünlü bir sandviç dükkanı vardır. Bo de Barcelona! Hep kuyruk olur. Hesaplı bir şekilde karın doyurmak isteyenler tercih edebilir. Artık Barcelonata’dasınız. İşte burdan itibaren şehrin plajları başlıyor. Barceloneta, Nova Icària, Bogatell, Mar Bella sırasıyla. Şehrin içinde olan kumsallar olmalarına rağmen halk tarafından oldukça rağbet edilirler,girmenizde bir sakınca yoktur. Bu plajların olduğu alan bir de gece klüpleriyle ünlüdür. Biz de nasıl Boğaz etrafındaysa lüks gece klüpleri burda plajların etrafındadır. Opium, Cat Walk, Shoko bunlardan birkaçı. Opium’un olduğu yerde iki büyük gökdelen görürsünüz. Bir tanesi sigorta şirketi Mapfre’ye aittir. Bu iki gökdelenin arasından Marina caddesi geçer, daha doğrusu tam burda biter diyebilirim. Marina caddesinin başlarına doğru çıkarsanız ise ilk önce 2011 yılında son boğa güreşi gösterisini yaparak jübilesini yapmış bir boğa güreşi arenası Monumental‘i,  ilerisinde ise tamamlanamamış Gaudi eseri, Sagrada Famila’yı görürsünüz. Maalesef kendisi, kilise yapım aşamasındayken, uzaktan görmek için geri geri gittiğinde tramvayın altında ezilerek hayatını kaybetmiş. Sagrada Familia’nın dışı içinden daha ihtişamlı diyebilirim.
Sagrada Familia
Yine Marina’ya dönersek Pompeu Fabra Üniversite kampüsü buraya çok yakındır. Üniversitenin bir sokak ötesinde ise şehrin çok güzel bir parkı olan Ciutadella bulunur, Ciutadella içinde ise şehir hayvanat bahçesi. Bu parkın içinde yine büyük havuzlu, heykelli çok görkemli bir meydan vardır. İçinde turlamalısınız.
Ciutadella Parkı
Parkın girişi, Arc de Triompf’a açılır. Adı üstünde Zafer Takı, turuncu kiremitleriyle şehrin kapısı gibi karşınızda dikilir. Şanslıysanız bir festivale denk gelebilirsiniz bu alanda.
Arc de Triompf
Parkın diğer tarafı ise Picasso Caddesi’dir ve bu cadde ara sokaklarla Ramblas’a bağlanır. Nasıl? :D Arapsaçı gibi mi geldi? Aslında çok düzenli, bağlantıları bilince. Picasso caddesi sahile kadar iner, Barceloneta’ya bağlanır. Tam bu noktada şehrin en iyi hamburgercisi Kiosko yer alır. Picasso caddesinin ara sokakların birinde, Picasso Müzesi bulunur. Pazar günleri saat 15:000’ten sonra ücretsizdir. Buraya gelmişken müzenin hemen karşısındaki Xampanyet adlı lokal tapas barına mutlaka uğramalısınız. Fiyatları çok ucuz olmamakla birlikte, denenmesi gereken tatlar barındırır. Buranın köpüklü şarabını tadın! Manchego peyniri, pimientos con queso ( peynirli küçük biberler) söyleyin, bir de pan con tomate ( domatesli ekmek). Biber çok sevmeyen şahsıma (biber dolmasının biberini ayıklarım, o derece), o ufak biberleri löp löp yediren bir yer olmuştur. Müdavimiyim.
Xampanyet
Picasso’nun bulunduğu sokak aynı zamanda Princesa adlı caddeye bağlıdır bu da Ramblas’a kadar gider. Princesa’yı geçerseniz de Born meydanında bulursunuz kendinizi. Şehrin en şahsiyetli meydanlarından biridir. Bünyesinde İspanya’nın en güzel kruvasanını yapan Hofmann pastanesini barındırır. Burada Hamburguesa denen enfes hamurlu tatlı yenmelidir.
Hofmann
Born’un parlayan yıldızı Santa Maria del Mar kilisesidir. Denize ait olan bir kilise olduğundan ismi çok hoşuma gidiyor.Kilisenin karşısında yine başka bir pastane olan Bubo‘yu göreceksiniz. Bir pasta yemeden geçmeyin derim.
Santa Maria del Mar
İlerlediğinizde Bask tapasçısı Sagardi karşınıza çıkacak. Buraya mutlaka girmenizi tavsiye ediyorum. Kürdanlara batırılmış ekmekler üzerinde servis edilen tapaslara Pintxho deniyor. Tüm tapasların fiyatı aynı, en son 1,6 euroydu; tabağınızda kaç kürdan varsa o kadar hesap ödüyorsunuz. Bir de Clara söyleyin. Fanta limon ve bira karışımı olan Clara çok hafif ve leziz bir içki.
Sagardi
Bu kadar geldik, deniz ürünlerinden bir ziyafet çekelim derseniz de, şu zamana kadar gördüklerinizden farklı bir balık restoranı bulunuyor Picasso Caddesi yakınında. İsmi La Paradeta. Bu restorana açılış saatinde gitmek önemli, hep kuyruk oluyor. Sistem şu, balıkçıya gelmişsiniz misali dizili deniz ürünlerini görüp seçiyorsunuz. Kızarmış mı, haşlanmış mı nasıl isterseniz not ediyorlar ve gramaja göre fiyatlandırıyorlar. Ahtapotundan karidesine, yengecinden ıstakozuna, tür tür midyesine her şeyi bulabilirsiniz. Hayatınızda hiç yememiş olduğunuz bir deniz ürününü ilk defa burda görüp yiyeceğinizi size garanti ederim!
Paradeta
Gelmişken bir opera izleyeyim, bir konser izleyeyim derseniz şehrin müzik sarayı Palau Musica de Catalana ‘nın mimarisi inanılmaz! Karşısında Al Sur adlı mekanda Arjantin Empanadası yiyip ünlü İspanyol içkisi Sangria yudumlayabilirsiniz. Sangria, meyvelerle şarabın özel bir karışımı; gerçekten de iyi yapılmışını bulmak kolay olmuyor. Yine müzik sarayına yakın Tex-Mex restoranı  Rosa Negra var. Hem dekorasyonu, hem fiyatları hem de lezzetleriyle favorilerimizden olmayı başarmıştır. Burda bir Burrito yiyin; uzun bir süre acıkmayacağınızı garanti edebilirim. Guacamoleli  (Avokado sosu) ve erimiş peynirli Nachos da ısmarlanması gerekenlerden. Bir de Michelada! Michelada bir bira kokteyli; baharatlarla ve özel soslarla hazırlanıyor. İlk yudumu aldığınız da bu da ne ya domates çorbası mı diyebilirsiniz ama emin olun 2. ve 3. yudumdan sonra tadı damağınızda kalacak.
Rosa Negra Dekorasyon
Princesa caddesi, Ramblas’a doğru çıkarken adı Ferran oluverir. Ferran caddesi üzerinde şehrin belediye binasını görürsünüz. Generalitat diye geçer. Evet buralar aynı zamanda Gotik Mahallesi’dir. Gotik mahallesinde kaybolun! :) Bir sürü güzel mekan, sevimli dükkanlar göreceksiniz. Gece bir şeyler içmek için ise Tres Tres Flores ve Sub Rosa.
Gaudi’nin nesi kaldı? Parkı kaldı :) Park Güell şehrin biraz dışında kalıyor, şu ana kadar bahsettiğim yerlere yürüyerek ulaşabilirsiniz fakat Park için metroya binmeniz şart. Lesseps durağı Park Güell durağı. Epey büyük bir park burası. Görülmesi gerekenler ise, haç tepesi, meydan ve Gaudi’nin evi.  Haç tepesinde 3 haç bulunuyor, şehri epey yukarıdan izleyebiliyorsunuz. Barselona kanatlarımın altında diye bağırsanız tam yeri. Meydanda mozaiklerden yapılmış oturma yerleri göreceksiniz; ve Gaudi’nin masalsı iki binasını. Resim çektirmenin tam vakti. Ünlü bukalemun heykeli de bu meydanın aşağısında yer alıyor. Parka giriş ücretsiz.
Masalsı Binalar
Ünlü Bukalemun/Kertenkele
Biraz da gece hayatı derseniz hemen Barceloneta’ya geri dönüyoruz. Girmeden dönmeyin diyeceğim bir shot bar var. Espit Chupitos! İçki içmeyen biri bile olsanız burdaki şovları izlemeniz lazım. Bir shot hazırlanırken bu kadar mı şov olabilir. Barları yakmalar, ateşte marshmellow çevirmeler. Shotlar 2 euro! İstenen shotları görün ve beğendiklerinizi isteyin, o kadar çok çeşit var ki! Mutlaka birilerinin içtiği bir şeyi beğeneceksiniz. Monica Lewinsky adlı shota dikkat, 18+ !!! :)
Espit Chupitos
Buradan da yürüyerek plajlar civarındaki gece klüplerinde eğlenebilirsiniz. İspanya’da gece klüpleri 02:00’ye doğru dolmaya başlıyor. 12:00’de n önce gidince bedava içki veren bile var :). Razzmatazz, Sotavento, Sutton, Moog, Mojito, Otto Zutz gidebileceğiniz klüplerden öne çıkanlar. Plaj klüplerini de unutmayın. Opium, Shoko, Cat Walk :)  Yine vazgeçilmez mekanlardan bir tanesi 2 şubesi olan L’Ovella Negra’dır. Biri Ramblas’da diğeri ise Poble Nou’da bulunuyor. Oldukça büyük olan mekanlar hem turistlerin hem de lokallerin tercihi ettiği yerler arasında. Sangriası güzel.
Plaça Catalunya merkez dedik, e bunun bir de Plaça Espanya’sı var. İspanya meydanı ve civarı müzelerle ve parklarla dolu bir alan. Şehrin ulusal müzesi onca ihtişamıyla gözlerinize serilen bir sarayda yer alıyor.MNAC. Müze gezmeyi seviyorsanız görmeniz gerekir. Bu meydanın en önemli özelliği, yaz ayları daha yoğun olmak üzere akşam müzik ve su gösterilerine sahne olmasıdır. Magic Fountain diye geçen bu etkinlik, sarayın önündeki fıskiye sisteminin, bir DJ(!?) tarafından müzik eşliğiyle dans ettirilmesidir. Rengarenk ışıklarla, müziğin ritmiyle sular bükülür, eğilir…
MNAC
Magic Fontana
Sarayın arka tarafında ise yukarı bir tırmanış bekler sizi. Joan Miró müzesi de yolunuzun üstündedir. Bizdeki Miniatürk’e benzeyen turistik bir yapı olan Poble Espanyol’da yine müze sarayına yürüyüş mesafesindedir.
Ege, Bask tapasçısı dedin, biz Katalan tapası istiyoruz derseniz de size önereceğim mekan Cerveceria Catalana olacaktır. Bu restoran Paseo de Gracia’ya civarındadır. Burda İspanyol omleti, tuzlanmış biberler çok lezzetlidir. Mevsimine denk gelirseniz kızarmış enginarı lütfen deneyin!
Şehre en tepelerden bakmak istiyorsanız ve belki lunaparka gitmek istiyorsanız her ikisini de bünyesinde barındıran Tibidabo tam size göre. Buradaki kiliseyi de unutmamak gerekir. Kendinizi bir anda Rio de Janeiro’da Corcovado tepesinde hissedebilirsiniz çünkü burada da orda bulunan heykelin bir benzerini göreceksiniz.
İsa Heykelli Kilise
Lunapark’ın bir kısmı
Gözde turistik yerlerden bir tanesi ise Montserrat’dır. Buraya teleferik ile çıkarsınız. Trekking yapmak için de uygundur. İçinde Siyah Meryem heykeli bulunduran farklı bir kilisesi vardır.
Montserrat
Siyah Meryem İkonu
Eğer 5 günden fazla Barcelona’da kalacaksanız ve biz yorulmadan gezeriz diyorsanız.
Colonia de Güell, Castelldefels, Sitges, Girona, Cadaqués, Sant Pol del Mar, Costa Brava gitmeniz gereken yerler. Colonia de Güell, yine Gaudi’nın yapmış olduğu bir hayat alanı. Zamanında bir fabrika ve işçileri için kurulmuş olan bölge hala kullanılıyor. Kilisesi oldukça farklı, kelebek camları var.
Colonia Güell Kilisesi
Castelldefels bizim Şile diyeceğim heryeri bir yere benzettim :). Daha çok yazlık evlerin bulunduğu, İzmirlilerin görünce kendilerini Sarımsaklı’da zannettikleri upuzun bir kordonu(:P) olan deniz kasabası. Barcelona’ya trenl 20 dakika.  Ama asıl ve asıl deniz kasabası Sitges. Sitges her yıl festivaliyle de bir sürü turist çeken bir yer. Eşcinsellerin tercih ettiği bir kasaba olarak da biliniyor. Gerçekten çok güzel bir kasaba. Denize sıfır kilise/kalesi, palmiyeleri, binalarıyla oldukça göz kamaştırıyor. Denizi ise enfes! Yazın geliyorsanız mutlaka Sitges’de yüzmeye gidin. Sitges trenle Barcelona’ya yarım saat sürüyor.
Sitges
Sitges
Girona, Ryanair uçuşlarının indiği şehir olarak da tanınıyor :). Barcelona merkeze 1.5 saat uzaklıkta güzel bir şehir. Gelmişken Dali’nin müzesini de gezmek isterseniz, Girona’dan sonra 45 dakika daha gidip Figueres’e ulaşabilirsiniz. Köy zaten müzeyle ünlenmiş.
Girona
Dali Müzesi
Dali Müzesi
Sant Pol del Mar, 1 saat uzaklıkta merkeze ve içinde Michelin yıldızlı bir restoran var! Vedat Milor’un da teşrif etmiş olduğu bir yer. Trenle gidebileceğiniz sakin bir kasaba.
Michelin Yıldızlı Restoran
Uzun süreli Barselona’da kalacak biriyseniz ve farklı tatlar keşfetmek istiyorsanız sizi farklı kültürlere ait restoranlara davet ediyorum:
Written by EGe

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


6 − 4 =


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>