Posts written by: EGe

Kyoto & Nara

Kyoto & Nara

So, this was my third time in Japan now and this time (considering it could be the last for a long time) I wanted to see some new cities. Getting some useful tips from my friend Berna ( she has visited the city like a month before I did), I prepared my trip. So first to now: If you will…
Bir düğün gecesi

Bir düğün gecesi

"Yirmi yılda New York'tan iki kat daha New York olmuş bir Amasya çizmek istesem Müjgan'ı çizerdim." Adalet Ağaoğlu'nun bir üçleme olduğunu bilmeden okuduğum ilk romanı "Ölmeye Yatmak" ismiyle beni çok etkilemişti. On seneden fazla olmuş olabilir okuyalı ondan içeriğini pek hatırlamıyorum. Sadece öğrencisiyle "yasak aşk" yaşayan profesör Aysel odaklı olduğunu hatırlıyorum. Magazinsel olduğundan aklımda bu kısmı kalmış. Devamı olan "Bir…
Körleşme, rica ederim!

Körleşme, rica ederim!

Yine epeydir merakımı celbeden kitaplardan bir tanesini bitirdim. Elias Canetti'den "Körleşme" ya da orijinalinden birebir çevirmek gerekirse "Die Blendung" -> "Kamaşma". Çok net bir şekilde İtalyan sandığım yazarın çok renkli bir geçmişi olduğunu okudum. Canetti Rusçuk/Bulgaristan'da dünyaya gelmiş bir Sefarad. Altı yaşındayken de ailesiyle Manchester'a taşınmış, erken yaşta babasını kaybedince de annesiyle beraber Viyana'ya göç etmişler. Kitabın orijinal dili "Almanca"…
Taipei, a different look to Chinese

Taipei, a different look to Chinese

I have to confess that with each country I am visiting in Far East, I get more and more connected to this region. I am more like a person who is interested in the latin side of this world generally but my job gave me this other perspective. Well, Japan and Korea are already exciting but Taiwan did not really…
Masumiyet Müzesi…

Masumiyet Müzesi…

Çıktığından beri ilginç adıyla ve sonrasında Cihangir'e açılan müzesiyle hep dikkatimi çıkmıştı "Masumiyet Müzesi". Bir koleksiyoncunun bir kadının eşyalarını biriktirdiğini vs. biliyordum sadece. Kitabın içine dalınca çok net bir takıntı dünyasına giriyorsunuz. Bir şeyler biriktirmek? Dönüp kendime bakıyorum. Yıllarca her şeyin koleksiyonunu yaptım neredeyse... Yeri geldi mağazaların renkli karton torbalarına kadar. Hatıralarıma da çok düşkün oldum. Bir sürü hatıra kutum…
Aşk

Aşk

Yıllar önce Nobel ödülü almış yazarladan kitap baktığım sırada alıvermişim 1993'te Nobel Edebiyat ödülünü alan Toni Morrison'un Aşk isimli kitabını. Kapağında çıplak, arkası dönük ve elindeki aynaya gülümseyen siyahi bir kız fotoğrafı var. Açıkçası kitap boyunca kim siyahmış kim beyazmış pek anladığımı söyleyemem belki daha iyi anlamak için bu unsur önemli çünkü ırk farklılığının müthiş önemli olduğu bir dönemde ve…
Sleeping into a colorful dream? Seoul

Sleeping into a colorful dream? Seoul

Feeling depressed? Travelling alone and need some cheering? So the right choice is Seoul! I have to confess I had no idea about the city could be so charming. Well, it is a very live, girly and a “cute” city so to say. My expectations from Tokyo were fulfilled in Seoul actually because as Japanese have this kawaii culture I…
Strasbourg capitale de Noël

Strasbourg capitale de Noël

Continuing with my Xmas Market series: It was my second time in Strasbourg during Christmas market phase. The first one was back in 2009, where we had a European Union related project gathering. I remember they set up an ice-skate area in front of the big cathedral and we were listening to nice xmas music while it was slowly snowing.…
Les Marchés de Noël de Colmar

Les Marchés de Noël de Colmar

Thanks to my job I was three weeks in Germany during Nov-Dec and exactly in the christmas market period. After paying a visit to Basel & Stuttgart one I had three more to come! Esslingen, Colmar and Strasbourg. Colmar as stunning as it is, a quiet, not crowded petite town! Very well decorated indeed! Lots of Glühwein oops sorry "vin…
Hisler silsilesi Eylül

Hisler silsilesi Eylül

Edebiyat dersinde hep ilk psikolojik roman olarak beynimize kazıdığımız bir kitaptı: Mehmet Rauf - Eylül. Psikolojik olarak geçmesi ne özelliğinden dolayı kaynaklanıyor bilmiyorum. Bana kalırsa hislere çok odaklanarak ve çok ince detaylarla hep hisler üzerinden anlatılan bir roman. Hatta bana biraz Jane Austen'ı andırdı diyebilirim. Kendisinden tam 100 yıl sonra dünyaya geliyor Mehmet Rauf, 1900 yılında ise Eylül'ü kaleme alıyor.…