Aşk

Aşk

Yıllar önce Nobel ödülü almış yazarladan kitap baktığım sırada alıvermişim 1993’te Nobel Edebiyat ödülünü alan Toni Morrison’un Aşk isimli kitabını. Kapağında çıplak, arkası dönük ve elindeki aynaya gülümseyen siyahi bir kız fotoğrafı var.

Açıkçası kitap boyunca kim siyahmış kim beyazmış pek anladığımı söyleyemem belki daha iyi anlamak için bu unsur önemli çünkü ırk farklılığının müthiş önemli olduğu bir dönemde ve konumda geçiyor hikaye. Kitabın adına bakmayın pek de “aşk” değil aslında odak, belki daha çok sevgi/dostluk denebilir.

Hayal gücünden yoksun olan insanlar, aşk sözcüğünün gerçek anlamını, seksle besler, aşkın soytarısıyla.

Zengin bir iş adamı ve öldükten sonra varislerinin kapışması üzerine kurulu bir hikaye var. Daha çok kadın karakterleri olan romanda, çocukluk arkadaşı olan iki genç kızın içlerinden birinin diğerinin dedesiyle “çocuk gelin” olarak henüz adet bile görmemişken evlenmesiyle biten arkadaşlıkları üzerinde duruluyor. Bu olayla karşı karşıya gelen iki genç kız bu küskünlüğü 20 yıl sürdürüyor. Aralarına yardımcı olarak katılan bir kızın gelişiyle hikayenin içine girip olayları anlıyorsunuz. Bu romanda siyah-beyaz ayrımı gibi konular baskın değildi fakat yazar epey bu yönüyle meşhur…

Etkilendiklerim

beyaz atlı prenslerinin yolda olduğuna ilişkin bir tür “yavru-kedicik” umudu hep var… s:12
…dolayısıyla onlar da o dertop olmuş çocuğun kıvrıldığı kalplerini değil bacaklarını açıyorlar. s:13
En yakın arkadaşımdı. Bir gün sahilde kumdan şatolar yapıyorduk, ertesi gün bir baktım dedemin kucağında oturuyor. Bir gün, benim yorganın altında evcilik oynarken ertesi gün dedemin yatağına girdi. Bir gün beştaş oynuyorduk, ertesi gün baktım dedemle düzüşüyor. s:165
…Christine’i uygunsuz oğlanlara karşı uyarmasına bile kalmadan, evi cinselliğin tadına varmış genç kız etiyle zonklamaya başlamıştı bile, Christine bu tehlikeli atmosfere paldır küldür dalabilirdi- meyveli bir kekin romu emişinden bile daha çabuk. s:174
Kıza karşı işlenen suç, erkek dostluğunun, dayanışmasının gücü karşısında hiçbir ağırlık taşımıyordu. s:206
Seninle olmak istiyordum. Onunla evlenirsem hep senin yanında olacağımı düşündüm. s:234
Böylesi çocuklar birbirlerini daha kendi cinsiyetlerini ayrımsamadan ya da hangisinin doyduğunu, hangisinin aç kaldığını fark etmeden, bir rengi ötekinden, yabancıyı akrabadan ayırmadan önce bulurlarsa, bir daha onsuz edemeyecekleri bir teslimiyet ve başkaldırı karışımı bulmuşlar demektir. Çoğu insan böylesine güçlü bir tutkuyu, bu kadar erken yaşta tadamaz. s:241

Tweet about this on TwitterShare on Facebook10Share on Google+0Email this to someone
Written by EGe

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir